facebook-liste-film

Filmlerdeki Kötü Patron Karakterleri

Patronunuzdan nefret mi ediyorsunuz? O halde listemizde yer alan patronlara bir göz atın ve kendi halinize şükredin. Çalışma hayatının belli zamanlarında zorlayıcı yöneticilerle çalışmışızdır. Belki bazılarımız hala böyle bir patronla çalışmak zorunda. Biz de beyazperdeden geçen 10 en feci patron tiplemesini araştırdık ve karşımıza şu sonuçlar çıktı:

Kötü Patron Karakterleri

 

10. Meredith Johnson (Demi Moore) Disclosure (Taciz) / 1994 – IMDB: 6,0

meredith-johnson
Tom çalıştığı şirkette terfi almayı beklerken eski kız arkadaşı Meredith Tom’un beklediği göreve atanır. Meredith işle ilgili konuşmak üzere Tom’u ofisine çağırır, birlikte olmak ister ama Tom geri çevirir. Ertesi gün, Meredith’in kendisine karşı taciz davası açtığını öğrenir. Skandaldan korkan şirket Tom’a başka bir lokasyonda çalışma teklifi götürür. Ama bunu yaparsa para kaybı büyük olacaktır. Üstelik şirketi el değiştirdikten sonra gönderilmek istendiği bölüm satılacak ve sonuçta işsiz kalacaktır. Tom da karşı taciz davası açmaya karar verir. Dış görünüş olarak kusursuz bulunabilecek Meredith, şeytani zekası ile karşı konulması çok güç bir patron görüntüsü çizse de tam bir kariyer katili ve psikopattır.

Margaret Tate (Sandra Bullock) – The Proposal (Teklif) / 2009 – IMDB: 6,7

margaret-tate

Düşüncesiz, bencil ve kontrol manyağı bir patronunuz olmasından daha kötü ne olabilir? Bu kişiliğin bir de eşiniz olduğunu düşünün. Andrew Paxton ( Ryan Reynolds) sakin, kendi halinde çalışkan bir asistandır. Margaret Tate ise kitap yayımcısı bir şirkette patrondur. Çalışma izni ile bir sorun çıkar ve sınır dışı edilme riski belirir. Bu durumdan kurtulmak için asistanı Andrew’u kendisi ile evlenmeye ikna eder. Margaret Andrew’nun ailesi ile tanışınca burnunun dikine giden, buz dolabı gibi bir iş kadını olmayı bırakıp daha iyi bir insan ve daha iyi bir patron olma yönünde adım atacaktır. Aileler ile tanışma faslından sonra anlaşmalı evlilik gerçek bir evliliğe doğru yol alacak mıdır? Sandra Bullock role renk katmış. O kadar romantik komediden sonra O’nu kariyer manyağı olarak görmek çok kolay değilse de beyaz perdede gördüğümüz en sinir bozucu patronlardan birini canlandırdığı da bir gerçek.

Katherine Parker (Sigourney Weaver) Working Girl (Çalışan Kız) / 1988 – IMDB: 6,7

katherine-parker

1980 li yıllar, iş yerinde geçen romantik komedi filmleri bakımından bolca örneğin bulunduğu senelerdi. Çalışan Kız bunlardan biridir. Melanie Griffith’in oynadığı zavallı Tess’in tek istediği, sunduğu fikirleri patronunun beğenmesi ve iş yerinde yükselmektir. Ama iki yüzlü Katherine Parker’ın altında çalışmak hiç de kolay değildir. Katherine’in iğneleyeci sözleri ve Tess’i sekreter olarak bırakmaya çalışmasına tahammül etmek durumundadır. Katherine ayağını incitince Tess O’nun yerine bakar. Şirket için karlı bir anlaşma peşinde koşarken Katherine’in ortağı Jack (Harrison Ford) ile yakın çalışmaya başlar. Yavaş yavaş birbirlerine aşık olacaklardır. Şeytani zeka sahibi, gösterişli saçlarıyla ve vatkalı ceketleri ile dikkat çeken Katherine, Sigourney Weaver’in elinde herkesin nefret edeceği bir patrona dönüşmüş.

Franklin Hart Jr (Dabney Coleman) – 9 to 5 ( 9’dan 5’e) / 1980 – IMDB: 6,7

franklin-hart-jr
9 dan 5 e, Çalışan Kız benzeri, feminist mesajları olan iş hayatında eşitlik konusuna odaklanan bir film. Hart, tipik bir kadın düşmanıdır. Sarışın ve iri göğüslü sekreteri Doralee’ye (Dolly Parton) pek de iyi gözle bakmamaktadır. En iyi çalışanı Violet Newstead (Lily Tomlin) ‘in işle ilgili fikirlerini çalmaktadır. İşe yeni giren Judy’e ise çok kötü davranmaktadır. Komedi ögelerini ustaca harmanlayan 9 dan 5 e, kötü patron tiplemesini bir başka seviyeye taşımış. Coleman role tam oturmuş ve çok iyi bir performans sergilemiş. Masanın diğer tarafına geçtiğinde ve güç dengeleri aleyhine geliştiğinde muhteşem bir oyunculuk sergiliyor. Muhtemelen çalışmak isteyeceğiniz bir patron değil, tabii siz de eşit derecede önyargılı bir erkek değilseniz!

Miranda Priestly (Meryl Streep) – The Devil Wears Prada ( Şeytan Prada Giyer) / 2006 – IMDB: 6,8

miranda-priestly

Vogue dergisinin meşhur editörü Anna Wintour’un gerçek hayatından yola çıkılarak yazılan filmde Miranda, şirretlerin kraliçesi olarak canlandırılmış. Film, bıkmaz usanmaz bir güç delisi olan editörün, gelecek sezon hangi renklerin giyilmesi gerektiği ve hangi modacının hangi ünlüye kıyafetini giydireceği konuları etrafında dönen hayatı üzerine odaklanmıştır. Andie (Anne Hathaways) işe yeni girer ama Miranda kızın hayatını cehenneme çevirir. Kilosundan yazma kabiliyetine kadar her konuda O’nu aşağılar. Havada kasırgalar koparken arayıp bir uçak ayarlamasını istemektedir. Böyle garip istekleri akşam saatlerinde ve geç vakitlerde yaptığı için Andie’in özel hayatı da etkilenmektedir. Andie bir süre sonra Miranda’nın kocası tarafından terk edilmiş olduğunu öğrenir. Meryl Streep her zaman yetenekleri ile bilinen bir oyuncudur. Bu filmde yüzünü soktuğu şekiller cehennemden gelen bir patron olduğunu göstermektedir. Seyirci bu patrondan anında nefret edecektir.

Mason (Tilda Swinton) – Snowpiercer (Kar Küreyici) /2013 – IMDB: 7,0

mason
Patronunuzun berbat bir karakterde olduğunu mu düşünüyorsunuz? Dünya buz çağına girdiği için dışarıya çıkamadan bir trende sürekli yolculuk eden son insanlardan biri iseniz fikriniz değişebilirdi. Onların patronları fazla mesai ödemekten çalışmalarını veya beş yıl önceki maliyet raporlarını çıkarmalarını talep etmiyor. Onların patronları ya donan kollarını koparıyor ya da böcekten yapılmış krakerleri yemelerini istiyor. Çocuklarını kaçırıyor. Mason rolünde Tilda Swinton belki de en iyi rolünü oynuyor. Orta yaşlı, dişlek, kalın camlı gözlükleri olan ve ağır aksanı ile dikkati çeken ve gücün beslediği Mason, psikopatlık sınırlarındaki şiddete doğru yol alıyor.

Buddy Ackerman (Kevin Spacey) – Swimming with Sharks ( Köpekbalıklarıyla Dans) / 1994 – IMDB: 7,1

buddy-ackerman
Buddy çok etkin bir film şirketi patronudur. Saf ve genç bir yazar olan Guy’ı asistan olarak yanına alır. Guy sinema okulundan mezun olmuştur ve yeni işini altın tepside sunulmuş bir fırsat olarak görmektedir. Buddy’nin yanında eskiden beri çalışan Rex’in uyarısına rağmen Guy iyimserliğini korur. Buddy ise cehennemden kopup gelmiş gibi bir patrondur. Guy’a köle gibi davranmakta, insanların içinde küçük düşürmektedir. Buddy Ackerman rolünde Kevin Spacey’yi korkunç patronların en aşırı karikatürize edilmiş biçimi ile izliyoruz. Guy’a bağırırken söylediği “sen sadece bir asistansın ve beynin yok” gibi cümlelerle Ackerman film tarihindeki en kinci ve kaba patronlardan biri haline geliyor. En sert tiplerin bile çalışmaktan kaçınacağı bir patron tiplemesinde Kevin Spacey, edebin sınırlarını zorluyor. Listemizde yer almayı hakketmiş tamimiyle korkunç bir patron örneği!

John Milton (Al Pacino) – The Devil’s Advocate / 1997 – IMDB: 7,5

john-milton
Listemizdeki patronların çoğu berbat olabilir ama bir tanesi gerçekten krallığını ilan edecektir. Çünkü kendisi geçekten Şeytan’dır. Milton avukat Kevin’e bağırırken şeytanlığını ilan etmektedir. Al Pacino son derece inandırıcı ve doğrusunu söylemek gerekirse çılgın bu rolde her ekrana geldiğinde sinir bozucu ve rahatsız edici olabilmektedir. Patronununuzdan ne kadar nefret ederseniz edin bu kadar kötüsüne tahammül etmek zorunda kalmayacağınıza emin olabilirsiniz. Çünkü en patron dahi Şeytanın ta kendisi olamaz!

Blake (Alec Baldwin) – Glengarry Glen Ross / 1992 – IMDB: 7,8

blake
Filmin adı başrol karakterleri Glengarry Highlands ve Glen Ross Farms’dan gelmektedir. Bu iki kişi Premier Emlak Ofisi için çalışmaktadır. Bir gün emlak ofisi onlara Blake’i gönderir. Blake’in görevi iki arkadaşı motive etmektir. Ama Blake sözlü tacize başlar. Filmde iki emlakçının iki gün boyunca başından geçenler, kendilerine gönderilen motivasyon uzmanı ile yaşadıkları anlatılıyor. Alec Baldwin sadece bir sahnede görünmüş olsa da bu filmle ilgili en akılda kalan karakterdir. Belki de kariyerinin en iyi performansını vermiştir. Sadece 10 dakika süren sahnede Baldwin en çelik görünümlü iş adamını bile ağlatabilecek kadar çok küfürlü ve garez dolu bir konuşma yapar. Çalışanlara ayakkabısındaki kire bakar gibi bakan ve bağıran bu karakter, sinemadaki en rezil ve acımasız patronlardan biridir.

Bill Lumbergh (Gary Cole) – Office Space (Ofis Çılgınlığı) / 1999 – IMDB: 7,8

bill-lumbergh
Peter (Ron Livingstone) bilgisayar programcısı olarak çalışmaktadır. İşi çok yoğundur, bunalmıştır. Özel hayatı pek iyi değildir ve Bill isimli patrondan nefret etmektedir. Her ikisinin de ismi Bob olan danışmanlar, şirkette küçülme ile igili çalışma yapmaya geldiklerinde iş yerindeki bütün personel iyice gerilir. Bill Lumbergh Den daha kendini beğenmiş ve tiksindirici bir patron olabilir mi? Gerçek hayata en yakın patron tiplemelerinden birinde aktör Gary Cole, sürekli meşgul, çalışanların masalarına ikide bir manasız mesajlar yazıp bırakan veya önlerine dosyalar yığan, moral bozucu Bill Lumbergh’i o kadar iyi oynuyor ki seyircide şiddetli bir yumruk atma isteği uyandırıyor. Üzerinde gezen Bill, çalışanlara hafta sonu da gelip ellerindeki işleri bitirmelerini söylerken son derece mutlu görünüyor. Etrafımızda gördüğümüz bir çok patron gibi işine gereğinden fazla sarılmış ve etrafının da hayatını cehenneme çeviren patron rolünde Cole, nefret etmekten zevk duyduğumuz bir tip yaratmış.

Bonus: Horrible Bosses – Patrondan Kurtulma Sanatı – 2011 – IMDB: 6,9

patrondan-kurtulma-sanati

Yorum Yap

Yorum Yapıldı...Yapmak Çok Kolay

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close