Tüm Yönleri İle 25 Marvel Karakteri

1939 yılında “Timely Comics” adıyla kurulan Marvel, kurulduğu yıldan itibaren en büyük rakibi DC ile birlikte çizgi roman tarihine yön vermiş, yüzlerce özgün karakteri çizgi roman dünyasına kazandırmıştır.

Bu listede, Marvel Sinematik Evreni’nden bazı karakterler mevcut olsa da genel olarak herkesin bildiği, oldukça popüler simalardan uzak durulmuştur. Hemen her yerde sayfalarca bilgi bulunabilen Marvel karakterleri ve özellikleri yerine şirketin kuruluşundan günümüze mihenk taşı sayılabilecek, bir şekilde diğer serilerden ayrılma özelliği taşıyan ya da tanınmasına rağmen çizgi roman karakteri olduğu bilinmeyen isimler seçilmeye çalışılmıştır.

Sıralama 25’ten geriye doğru gitse de bu sıralama popülerlik bazında bir önem taşımıyor. Yani en tepedeki en az, ilk sıradaki en popüler diye bir kaide yok. Sözü fazla uzatmadan sizi, Marvel karakterleri ve isimlerini sıraladığımız “popüler olmayan popülerler” listemizle başbaşa bırakıyoruz.

25. Captain Marvel/Ms. Marvel – (Mar-vell, Monica Rambeau, Genis-Vell, Phyla-Vell, Khn’nr, Noh-Varr, Carol Danvers)

msmarvel

Çizgi romanların altın çağının bir diğer yayıncısı olan Fawcett Comics tarafından yaratılan Captain Marvel, Superman’e çok benzediği gerekçesiyle DC tarafından dava edilir. DC’nin kazanmasıyla sonuçlanan davanın ardından Fawcett Comics, Captain Marvel’ın yayınını durdurmak zorunda kalır.

60’lı yılların sonlarına doğru Marvel Comics Captain Marvel’ın yayın haklarına sahip olur ve karakterin özelliklerini biraz değiştirerek bu seriyi yayınlamaya başlar.

Stan Lee ve Gene Colan tarafından yaratılan ilk Captain Marvel, Kree İmparatorluk Ordusu’nda subay rütbesinde bir uzaylı olarak resmedilir. Mar-vell adlı bu uzaylı, gözlemleyip rapor hazırlaması için Dünya’ya gönderilir. Üstlerinin verdiği gezegenin yok edilmesi emrine karşı gelen Captain Marvel, Kree Ordusu tarafından hain ilan edilir ve o zamandan itibaren Dünya’yı tüm uzaylı tehditlerine karşı korumaya başlar.

Marvel tarafından ilk kez yayınlandığı 1967 senesinden itibaren sırayla, Monica Rambeau, Genis-Vell, Phyla-Vell, Khn’nr, Noh-Varr kimlikleriyle gördüğümüz Captain Marvel son olarak 2102 yılında Carol Danvers tarafından üstlenilir ve karakter Ms. Marvel olur.

Ms. Marvel, Fantastik Dörtlü’den Yenilmezler’e pek çok farklı seriye konuk olsa da ana macerası kendi adını taşıyan seride devam etmektedir.

24. J. Jonah Jameson

jameson

Listemizin süper kahraman olmayan tek kahramanı J. Jonah Jameson, Daily Bugle gazetesinin sahibi, fotoğrafçı Peter Parker’ın acımasız işverenidir. İlk kez Amazing Spider Man’in ilk sayısında 1963 yılında okuyucuyla buluşan J. Jonah Jameson’ın karakter yapısı, seneler içerisinde farklı yazarlar tarafından değişik şekillerde kaleme alınsa da, kafa derisini yırtıp fırlamış gibi görünen dimdik saçı, Hitler bıyığı ve ağzından düşürmediği purosuyla görselliğini her daim korumuştur.

Yaratıldığı ilk yıllarda, çalışanlarını zerre önemsemeyen, tamamen kıskançlık sebebiyle Spider-Man’e karşı bir kampanya başlatan ve yayınlarında onu suçlayıp kötüleyen Jameson, seneler içerisinde biraz daha yumuşatılmış, sert görünümünün altında çalışanlarına değer veren bir yapıya bürünmüştür. Spider-Man’e karşı olan takıntısı sürse de bu seferki kampanyanın sebebi kıskançlık değil, gençlerin onu örnek alarak yapacakları şeylerin neticesinde doğacak kötü sonuçların önüne geçebilmektir.

Sam Raimi’nin yönettiği Spider-Man serisinde Oscar ödüllü oyuncu J.K. Simmons’ın hayat verdiği J. Jonah Jameson karakteri, hiçbir özel gücü bulunmamamasına, hatta bir süper kahraman bile olmamasına rağmen yaratıldığı günden beri Marvel evreninin önemli bir parçası olmuş ve okuyucuların favorilerinden biri haline gelmiştir.

23. Mysterio (Quentin Beck, Daniel Berkhar, Francis Klum)

mysterio

IGN’in hazırladığı “Tüm Zamanların En İyi Çizgi Roman Kötüleri” listesinde kendine 85. sırada yer bulan Mysterio, Spider-Man’in en eski düşmanlarından biridir. İlk kez 1964 yılında Amazing Spider Man’in 13. sayısında gördüğümüz Mysterio’nun asıl adı Quentin Beck’tir.

Bir film şirketinde görsel efekt uzmanı ve dublör olarak çalışan Beck’in tek hayali bir Hollywood yıldızı olmaktadır. Oyunculuk denemeleri başarısızlıkla sonuçlanan ve bu hayalini gerçekleştiremeyeceğini anlayan Quentin Beck, görsel efekt yaratmadaki ustalığı ve şaşırtıcı illüzyonlarıyla adını bambaşka bir şekilde duyurmaya karar verir ve bir süper kötü olur.

Spider-Man’le sayısız kez karşılaşıp yenilmesinin ardından hapse atılan Quentin Beck’in yerine Mysterio kostümünü sırasıyla, Daniel Berkhar, Francis Klum ve asıl adı bilinmeyen asıl adı bilinmeyen bir Afro-Amerikalı giyer ancak kostümü son giyen kişinin Spider-Man evrenindeki ömrü hayli kısa olur.

Spider-Man’de yüzünün eskidiğine karar veren editörler tıpkı Electro gibi Mysterio’da Marvel evreninin bir diğer karakteri olan Daredevil’ın dünyasına geçirip onu kızıl şeytanın bir düşmanı haline getirirler.

22. Onslaught (Charles Xavier)

onslaught

Listedeki bir diğer kötü karakter rolan Onslaught, yaradılış hikayesi olarak Marvel’ın en ilginç öykülerinden biridir. Onslaught, 1996 yılında başlayan X-Men Vol.2’nin 53. sayısında yer alan hikayede hayat bulur. Xavier’ın da yer aldığı ve X-Men ile Magneto’nun adamları arasında gerçekleşen bir savaşta Xavier, Magneto’nun zihnine girerek onu savaşta etkisiz hale getirmeye çalışır. Bu zihinsel temas sırasında, Magneto’nun zihnindeki öfke, ıstırap ve intikam duygusu Xavier’ın bilincine sıçrar.

Önceleri bu durumun farkına varmayan Xavier, Legacy adlı mutantların soyunu kurutmak için yaratılan virüsün, yüzlerce mutantın ölümüne sebep olmasıyla içinde dizginleyemediği bir karanlığın büyümekte olduğunu keşfeder. Bu üzücü olaylara Bir de Sabretooth’u rehabilite etmedeki başarısızlığı eklenince Xavier’ın ruhundaki saklı kötülük, Magneto’nun karanlık bilinciyle birleşir ve Onslaught adlı varlık Profesör X’in bedeninde hayat bulur.

Yaşamını sürdürebilmek için Xavier’ı kendi zihninde hapseden Onslaught, kimliğini gizleyerek X-Men’e insanlığın sonunu getirmeleri için emir verir ancak ekip bunu reddeder. Asıl varlığını ekibe gösterip oradan kaçan Onslaught, daha sonra dünyayı insanlardan arındırmak için kurduğu planları hayata geçirir.

Onslaught o kadar güçlüdür ki X-Men ekibi onu alt edebilmek için Fantastik Dörtlü ve Yenilmezler’den yardım ister. Bu mücadelede Yenilmezler, Fantastik Dörtlü ve bir grup X-Men üyesi yaşamını yitirse de Onslaught durdurulur ve Xavier kurtarılır. Ancak Profesör X, zihninin bir köşesinde Onslaught’un karanlık varlığını her daim hisseder.

21. Blackheart

blackheart

Cehennemin efendisi Mephisto’nun saf kötülüğü manipule ederek yarattığı Blackheart 1989 yılında Daredevil’ın 270. sayısında okuyucuyla buluşur. Babasının öğretilerinin ardından Blackheart, Daredevil ve Spider-Man’i cehenneme çekip yoldan çıkarmaya ve karanlık tarafa çekmeye çalışır. Blackheart bu girişiminde başarısız olduktan sonra insanoğlunun özgür iradesine hayran olur.

Oğlundaki bu değişikliği fark eden Mephisto, Blackheart’ı cehennemden sürgün eder ve dünyaya gönderir. Eğer Blackheart güçlerini dünyada bir kez bile kullanırsa aklını yitirecektir. Babasını alt etmek ve cehennemin efendisi olmak için Ghost Rider, Punisher ve Wolverine’den yardım isteyen Blackheart, üç kahramanın da arkadaşı olan küçük bir kızı cehenneme kaçırır ve onu takip etmelerini sağlayarak bir tuzağa çeker. Ancak güçlerini kullanmasıyla birlikte babasının onu uyardığı gibi aklını yitirir ve üçlü onu yenerek küçük kızı kurtarırlar.

Sonrasında cehennemi ele geçirme niyetinden vazgeçmeyen Blackheart, bunun için Ghost Rider’dan yardım ister ancak Ghost Rider ona ihanet eder ve Blackheart’ın sahip olduğu cehennemin yeni efendisi olur.

Cehennemle ilgili planlarının gerçekleşmeyeceğini anlayan Blackheart şekil değiştirerek insan formuna girer ve bu kez Las Vegas’a giderek cehennemi yer yüzüne getirmeye karar verir. Cehennemin belli bir bölümünü transfer etmeyi başaran Blackheart burada Ghost Rider, Red Hulk ve X-23 tarafından durdurulur.

Enerjiyi istediği gibi şekillendirebilme, gerçekliği bükebilme, kendisi ve düşmanlarını kendi yarattığı “Karanlık Boyut” transfer edebilme gibi özellikleriyle Marvel evreninin en güçlü kötülerinden biri olan Blackheart, kahramanlar tarafından durdurulsa da sonrasında şeytana tapan bir grup satanistin eylemleri sonucunda Deccal formunda tekrar dünyaya gelir.

20. Ant-Man (Hank Pym, Scott Lang ve Eric O’Grady)

antman

İlk kez 1967 yılında “Tales To Astonish” hikayesinin 27. Sayısında boy gösteren Ant-Man, ortaya çıktığı günden itibaren Marvel okuyucularının sevdiği bir karakter olur. Yayınlandığı tarih boyunca üç farklı kişi tarafından giyilen Ant-man kostümünü ilk sırtına geçiren, Pym Partiküllerinin ve dolayısıyla kostümün de mucidi Hank Pym olur. Yarattığı, kişinin boyut değiştirmesine olanak sağlayan kimyasal bir bileşen sayesinde Pym, bu büyük (ya da bakış açısına göre küçük) gücü iyilik için kullanmaya karar verir. Bu durum, karısı ve maceralarındaki en büyük yardımcısı “Wasp” (Yabanarısı) Janet’in “Gizli İstila” serisinde hayatını kaybetmesine kadar devam eder. Pym, bu olaydan sonra kostümünü asar ve inzivaya çekilir.

Pym’den sonraki Ant-man ise, kostümü çalarak kızının kalp hastalığına bir çare bulmaya çalışan pervasız hırsız Scott Lang’dir. Pym’in de cesaretlendirmesiyle bir hırsızdan süper kahramana dönüşen Lang, kısa süre sonra Yenilmezler (The Avengers) ekibinin bir üyesi olur. Başına gelen talihsizliklerin ardından o da kostümü devreder.

Son olarak kostümün sahibi Eric O’Grady adlı, yalancı, düzenbaz ve bencil S.H.I.E.L.D. ajanıdır. O’Grady, kostümü tamamen tesadüf eseri S.H.I.E.L.D karargahında bulur ve bu büyük icadı kadınları tavlamak için kullanmaya karar verir. Süper kahraman mantalitesinden çok uzak olan O’Grady, başına gelen olaylar neticesinde iyi birine dönüşür ve önce kısa süreyle Yenilmezler’e ardından Thunderbolts ekibine katılır.

19. Gambit (Remy Etienne LeBeau)

gambit

Kırmızı gözlü çapkın Remy Etienne LeBeau, 1990 yılında “Uncanny X-Men” serisinin 14. sayısında ilk göz göründüğünde kimse bu akrobatik mutantın kendine ait bir serisi olacağını düşünmez. Ancak pek çok çizgi roman karakterinin aksine kadınlara çok rahat yaklaşabilmesi, sevimli ukalalığı ve pervasızlığıyla kısa süre içerisinde X-Men ekibinin en sevilen üyelerinden biri olur.

Saf kintetik enerjiyi istediği gibi kontrol edebilen ve bunu cansız objelere aktarabilen Gambit, X-Men’in bir parçası olmadan önce Hırsızlar Loncası için çalışmaktadır. Gambit, bir süre sonra buradan ayrılıp Lonca’ya izini kaybettirmeye çalışır. Ekibe katılmasının ardından, geçmişindeki bu karanlık sebebiyle X-Men, ona güvenmekte zorlanır. Ayrıca dövüş sırasında da emirlere itaatsizliği, kendi bildiğini okuması da diğer üyelerin hayatını tehlikeye atmaktadır. X-Men serisinin kötülerinden Sinister ile olan bağı da ortaya çıkınca grup ikiye ayrılır. Bir kısmı Gambit’e güvenini tamamen yitirirken diğerleri onun geçmişin yükü ve hatalarından arınmak isteyen biri olduğuna inanır. Ancak karanlık günlerde Sinister için yapmış olduğu korkunç şeyler açığa çıkınca X-Men’den atılır ve bir başına bırakılır.

Apocalypse’in X-Men ekibini yok etmek için kurduğu planı öğrenince bunu engellemek maksadıyla Apocalypse’ten tarafmış gibi görünür ve onu Mahşerin Dört Atlısı’ndan biri olan “Ölüm”e çevirmesine izin verir. Dönüşümün ardından iradesini kaybeden Gambit, ekibi yok etmek için Xavier Malikanesi’ne gittiğinde tam Rogue’u öldürmek üzereyken aşkı ağır basar ve tereddüt eder. Pulse, Gambit’in Rogue’u öldürmesine engel olur ve Profesör X’in yardımıyla onu “Ölüm” formundan arındırıp eski haline döndürürler.

18. Ghost Rider (Johnny Blaze, Danny Ketch, Alejandra Jones ve Robbie Reyes)

ghostrider

Her ne kadar Nicholas Cage ülkemizde sevilen bir aktör olsa da, çekilen rezil filmleri bir kenara bırakılırsa Ghost Rider, Marvel’ın en uzun soluklu ve en sevilen karakterlerinden birisidir. İlk kez “Marvel Spotlight” adlı serinin 5. Sayısında arz-ı endam eden kahramanımız, zaman içerisinde dört kez kimlik değiştirmiştir.

İlk Ghost Rider, Johnny Blaze adlı bir motosiklet dublörüdür. Babasını kurtarması için Şeytan’la anlaşma yapan Blaze, ruhunu Şeytan’a satar. Ancak kısa bir süre içerisinde kandırıldığını fark eden Blaze, Şeytan’ın onu kişisel ölüm meleği haline getirdiğini fark eder. Gece çöktüğünde Blaze’in eti cehennem alevleri tarafından tüketilir ve onu kafatası alevler içerisindeki bir zebaniye çevirir. Ancak Blaze’in cebindeki numaralar da tükenmemiştir.

Şeytan’ın kuklası olmak yerine gücünü masumları korumak için kullanmaya karar veren Blaze, Şeytan’la olan anlaşmasını bozar. Artık o, geceleri masumları inciten tüm kötülüklerin karşısında duran, kötülüğü cehennem alevleri ve “gazap bakışı”yla arındıran bir kahramandır. Bu durumdan son derece rahatsız olan Şeytan, Ghost Rider’ı durdurması için sayısız yaltakçısını gönderse de Blaze zekası ve güçleri sayesinde hepsini alt etmeyi başarır.

Johnny Blaze’den sonra gelen diğer cehennem melekleri, Danny Ketch, Alejandra Jones ve Robbie Reyes kostüm ve motosiklet bazında bazı farklı görsel eklentilere sahip olsalar da temelde hepsinin güçleri aynıdır.

17. Black Panther (T’Challa)

blackpanther

Marvel Sinematik Evreni’nde, “Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı” filminde yer alan Black Panther’ın çizgi romanlardaki varlığı çok daha eskiye dayanır. İlk kez 1966 yılında Fantastic Four serisinin 52. sayısında görülen T’Challa, nam-ı diğer Black Panther, kurgusal Afrika ülkesi Wakanda’nın koruyucusu ve kralıdır.

T’Challa, Black Panther olabilmek için kabilesinin bir dizi imtihanından geçmiştir. Bu imtihanları tamamladıktan sonra kalp şeklindeki bir bitkiyi yiyerek kabilenin Panter tanrısıyla arasında bir bağ oluşması sağlanır. Bu bağ, Black Panther’a insanüstü duyu, hız, çeviklik, güç, refleks, dayanıklılık ve iyileşme yetileri kazandırır.

Yalnızca ülkesini değil dünyayı korumak için Wakanda’dan ayrılan T’Challa (Black Panther) birkaç yıl Yenilmezler’in bir parçası olur ancak sonrasında kendi maceralarını yaşamak üzere ayrılır. Bu sırada ülkesinde kendisine karşı başlayan isyanı bastırmak üzere Wakanda’ya döner.

Çizgi roman tarihinin ilk siyahi kahramanı olan Black Panther, 2018 yılında gösterime girecek olan ve kendi adını taşıyan filmle Marvel Sinematik Evreni’ne dönüş yapacak.

16. Nick Fury (Nicholas Joseph Fury)

nickfurt

İlk kez 2. Dünya Savaşı’nda bir grup elit askere liderlik ederken görünen Nick Fury, hayat bulduğu “Sgt. Fury and his Howling Commandos” (Çavuş Fury ve Uluyan Komandoları) serisinin ardından Marvel Evreni’ndeki pek çok farklı hikaye ve karakterin bağlayıcı unsuru olur.

Başlangıçta bir CIA ajanı olan Fury, 1965 yılında biraz daha değiştirilerek, daha gizemli, daha güçlü, daha bilgili bir karakter haline getirilir ve kurgusal savunma örgütün S.H.I.E.L.D.’in lideri olarak gösterilir.

Fury’nin süper gücü olarak addedilebilecek tek şey yaşlanmasını durduran “Sonsuzluk Serumu”dur. Bu formül sebebiyle Fury’nin gerçek yaşı bilinmemekte ancak bazı sayılarda yüz yaşını geçkin olduğu ima edilmektedir.

Kullandığı göz bandının sebebiyle ilgili de kesin bir açıklama gelmemiştir. Bu konuyla ilgili Fury, 2. Dünya Savaşı’nda patlayan bir bomba sebebiyle görme yetisinin %95’ini kaybettiğini söylemiştir ancak bazı komplo teorilerine göre Fury bu bandı da farklı bir amaçla takmaktadır. Bu amaçlardan ilki daha iyi nişan almasını sağlamak, diğeri ise kılık değiştirmesi gerektiğinde bu bandı çıkararak farklı bir görünüme kavuşmaktır.

Çizgi romanlarda beyaz bir karakter olan Nick Fury, Marvel Sinematik Evreni’nde siyahi aktör Samuel L. Jackson tarafından canlandırılmaktadır. Jackson’ın karakterin popülaritesine katkısı o denli büyük olur ki çizgi romanlarda, orijinal karakteri emekli ederek yerine Afro-Amerikalı oğlu Nick Fury Junior’ı geçirirler.

15. Profesör X (Charles Xavier)

xavier

En güçlü Marvel karakterlerinden biri olan, öğrencilerinin onu çağırdığı adıyla Profesör X, X-Men’in kurucusu ve lideridir. Son derece güçlü bir telepat olan Xavier, X-Men serisinin 1. sayısının yayınlandığı 1963 yılından beri Profesör X, ekibiyle birlikte mutantların üstün ırk olduğuna inanan eski yol arkadaşı Eric Lansher ile mücadele halindedir. Lansher mutantların üstün ırk olduğuna ve dünyayı artık onların yönetmesi gerektiğine inanırken Xavier insanlar ve mutanların eşit olduğunu ve birlikte barış içinde yaşamaları gerektiğini savunmaktadır. Bu fikir ayrılığı iki eski dostu birbirine düşman eder.

Zihinsel gücünün sınırsızlığına rağmen Xavier, bir tekerlekli sandalyeye bağımlıdır. Himalayalar’daki garip bir kasabada karşısına çıkan ve kendisine Lucifer diyen uzaylı tarafından saldırıya uğrayan Xavier, yaratığın üzerine dev bir kaya fırlatması sonucunda sakat kalır.

Xavier’ın açtığı ve aslında gizliden gizliye olası tehlikelere karşı mutant öğrencilerini bir savaşa karşı yetiştirdiği okulun ilk öğrencileri Beast, Marvel Girl, Ice Man, Cyclops ve Angel ile ilk X-Men ekibini kurar.

14. Hawkeye (Clint Barton)

hawkeye

Hawkeye, aslında Marvel evrenine giriş yaptığında bir kahraman olmaktan çok uzaktır. “Tales of Suspense” hikayesinin 57. sayısındaki ilk rolünde Barton, aslında bir kötü karakterdir. İki sayı daha kötü karakter olduktan sonra Hawkeye Yenilmezler ekibine katılır ve bundan sonrasında üstün nişancılık yeteneklerini iyilik için kullanmaya başlar.

Anne ve babasını çocukken bir kazada kaybeden Barton, kardeşi Barney ile birlikte yetimhanede büyür. Yetimhanede geçirdikleri altı yılın ardından kardeşler Gezici Harikalar Sirki’ne katılmak üzere kaçarlar. Bu sirkin lideri Swordsman’in dikkatini çeken Clint, Trick Shot ve Swordsman tarafından okçuluk üzerine eğitilmeye başlar. Bir süre sonra sirkin gerçek yüzünü öğrenen Hawkeye, bunu yetkililere bildiremeden sirktekiler tarafından dövülüp ölüme terk edilir. Sirk, kardeşiyle birlikte kasabayı terk eder.

Hiçbir özel gücü bulunmayan Barton, insan azminin gelebileceği son noktadır. Muhteşem nişancılığını, akrobatik yeteneklerini ve kılıç kullanmadaki ustalığını hiçbir seruma, özel deneye ya da hükümetin gizli araştırmalarına maruz kalmadan çalışarak edinmiştir. Bu denli insan olması, özel güçlerle donatılmış çizgi roman evreninde de kendisine sempatiyle ve hayranlıkla yaklaşılmasını sağlamıştır.

13. Beast (Hank McCoy)

beast

1963 tarihli ilk X-Men sayısında hayat bulan McCoy, X-Men ekibinin kurucu üyelerindendir. Hank’in mutant geninin ortaya çıkmasında babası Norton McCoy’un nükleer santralde çalışırken maruz kaldığı radyasyonun etkisi büyüktür. Normalden çok daha büyük el ve ayaklara, gorilvari upuzun kollara sahip olarak dünyaya gelen Hank fiziksel görünümündeki garipliğin dışında dahilik seviyesinde de zekaya sahiptir.

Görünüşü sebebiyle okuldaki arkadaşları tarafından dışlanıp aşağılanan Hank, bu duruma bir çare ararken Xavier’ın okulundan haberdar olur ve hiç vakit kaybetmeden bu okulun bir üyesi olur. Xavier ile birlikte hem zekasını hem de mutant gücünü kullanmayı öğrenen McCoy, X-Men ekibiyle yaşadığı pek çok maceranın ardından 20. Yaş gününde okulu terk eder.

Brand Şirketi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Hank, burada sonradan kız arkadaşı olacak olan asistan Linda Donaldson ile bir serum geliştirir. Bu serum, hormonal tepkimeye sebep olarak herkesin kısa bir süreliğine de olsa mutant olmasını sağlamaktadır. Serumu ilk önce kendi üzerinde deneyen McCoy, serumun antidotunu kullanmakta geç kalınca bir fiziksel değişim daha geçirir. Tüm vücudu tüylerle kaplanır, köpek dişleri yırtıcı bir hayvanınki gibi uzar, elleri ve ayakları pençe haline gelir. Elleri ve ayakları anormal büyüklükte bir karakterken bu serumdan sonra mavi tüylü, insandan çok yırtıcı bir hayvana benzeyen bir mutanta dönüşür.

12. Silver Surfer (Norrin Radd)

silversurfer

Oldukça kötü Fantastik Dörtlü filmlerinin ikincisinde aldığı rol haricinde henüz sinema perdesinde kaliteli bir biçimde göremediğimiz Silver Surfer, Marvel evreninin en enteresan karakterlerinden biridir.

Zenn-La gezegeninden genç bir astronom olan Norrin Radd, gezegenini kurtarmak adına kendini Gezegenlerin Yokedicisi Galactus’un hizmetine adar. Galactus’un ona kendi gücünden bahşettiği küçük bir miktar enerji ile yeni bir bedene, sınırı bilinmeyen fiziksel güce ve ışık hızından daha hızlı seyahat etmesine olanak veren sörf tahtası benzeri bir araca sahip olur. Artık Silver Surfer olarak bilinen Radd, galaksiyi tarayarak Galactus’a yok etmesi için yeni gezegenler bulmakla yükümlüdür.

Seyahatleri sırasında Dünya gezegenine ulaşan Silver Surfer, burada Fantastik Dörtlü’yle tanışır ve onların yardımıyla Galactus’a ihanet ederek Dünya’yı kurtarır. Silver Surfer dünyayı kurtarır ancak ihanetin bedeli olarak bu gezegende yaşamaya mahkum edilir.

Jack Kirby tarafından yaratılan ve ilk kez 1966 yılında Fantastic Dörtlü’nün 48. Sayısında yer alan Silver Surfer maddeyi enerjiye dönüştürebiliyor ve bilinen tüm doğal ortamda yaşayabiliyor. Buna hiperuzay, yıldızlar ve kara delikler de dahil.

11. Luke Cage (Carl Lucas)

lukecage

Blaxploitation adlı sinema furyasının, çizgi roman evrenine sıçramasının bir sonucu olan Luke Cage karakteri kendi adını taşıyan bir seriye sahip ilk siyahi çizgi roman karakteridir.

1972 yılında yayınlanan ilk sayısında Luke Cage işlemediği suçtan hüküm giymiş masum bir mahkumdur. Hapishanede gönüllü olduğu bir deney neticesinde derisi fiziksel zarar görmez hale gelir ve insanüstü fiziksel güce kavuşur.

Hapishaneden çıktıktan sonra gücünü nakde çevirmeye karar veren Cage, kiralık kahraman olarak ücretini karşılayabilen herkese yardım etmeye başlar. Sokak dövüşünde usta olan Cage ofisini açtıktan kısa bir süre sonra Marvel kahramanalarından biri olan Iron Fist ile takım olur ve ondan dövüş sanatları eğitimi alarak daha etkin bir savaşçı haline gelir.

Luke Cage, ülkemizde çok sevilmese de özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde oldukça yoğun bir hayran kitlesine sahiptir. Öyle ki Nicholas Cage, sektöre giriş yaparken asıl soyadı “Coppola” yerine hayranı olduğu bu çizgi roman karakterinin adını benimser.

10. Cable (Nathan Summers)

cable

Scott Summers (Cyclops) ve Jean Gray’in klonu Madelyne Pryor’ın biyolojik oğlu olan Nathan Summers Marvel’ın zaman çizgisi en karışık karakterlerinden biri. Summers, doğumundan kısa bir süre sonra “geleceğe” kaçırılır. Burada tam bir asker olarak yetiştirilen ve mutant yeteneklerini nasıl kullanacağı öğretilen Cable, sonrasında mutanların olası yok oluşunu engellemek için zamanda yolculuk yaparak şimdiki zamana döner.

Marvel evreninde pek çok karakter zaman yolculuğu yapabilse de özellikle X-Men serisinin zaman çizelgesindeki değişiklikten yoğunlukla Cable ve Bishop (bir diğer zaman yolculuğu yapabilen mutant) sorumludur. Cable uzay zamanda yaptığı yolculuklar sırasında neden olduğu değişiklikler sebebiyle zaman akışının lineer bir yapıya sahip olmasını engeller.

Uncanny X-Men 201. Sayıda ilk kez okuyucuyla tanışan Cable sonraki yıllarda çeşitli X-Men serilerinde yer alır ve “Blood and Metal” hikayesinin ardından kendi adını taşıyan serisine sahip olur. 2003 yılında solo kariyerinin sona ermesinin ardından Cable, Marvel’ın çılgın mutantı Deadpool ile takım olur ve ikilinin adlarını taşıyan seri yayınlanmaya başlar.

Annesi gibi güçlü bir telepat olan Cable, mutant güçlerinin yanı sıra geleceğin avantajını kullanarak bedenine yaptığı sibernetik güçlendirmeler sayesinde korkutucu bir düşman haline gelmiştir. Kusursuz bir nişancı olan Cable aynı zamanda yakın dövüşte de ustadır.

9. Namor (Namor McKenzie)

namor

Adı ülkemizde belki de hiç duyulmamasına rağmen Namor McKenzie, yalnızca Marvel karakterlerinin değil çizgi roman tarihinin de en eski karakterlerinden biridir. Başta  “Motion Pictures Funnies Weekly” dergisinde yer alması planlanan Namor, bu proje hayata geçemeyince 1939 yılında Marvel Comics 1. sayısında okuyucuyla buluşur. “Çizgi Romanların Altın Çağı” olarak adlandırılan dönemde Captain America ve Human Torch ile birlikte en popüler üç kahramandan biri haline gelir.

Gezgin bir denizci ile kayıp şehir Atlantis’in prensesinin mutant çocukları olan Namor, suda nefes alabilme ve son derece hızlı yüzebilme gibi yetilerinin arasında aynı zamanda insanüstü fiziksel güç ve uçabilme özelliklerine de sahiptir.

Namor, yayınlandığı ilk dönemde daha kahramanvari bir yapıda olsa da seneler içerisinde önce bir tür anti kahramana, ardından da saklı ülkesi Atlantis’e zarar vermek isteyen kötülerden intikam almaya çalışan bir karaktere dönüşür. Bu özelliğiyle de çizgi roman tarihindeki ilk anti kahraman olma unvanına sahiptir.

8. Human Torch (Jim Hammond ve Johnny Storm)

humantorch

Çoğunlukla Fantastik Dörtlü’deki karakterle karıştırılsa da Marvel evreninde iki farklı Human Torch vardır.

Bunlardan ilki, 1939 yılında “Namor”la birlikte yayınlanmaya başlayan android Human Torch’tur. Bilim adamı Phienas Horton tarafından yaratılan ve aslında bir android olan Jim Hammond, kendisini istediği an alevlerle sarabilme yeteneğine sahiptir. İlk yaratıldığında bilimin yarattığı bir canavar olarak gösterilse de Marvel çok kısa sürede bu hatasından döner ve onu New York Emniyeti’nde çalışan bir polis memuruna dönüştürüp kahraman haline getirir. Namor’la birlikte döneminin en sevilen karakterlerinden birisi olan Human Torch, android olandır.

Diğer Human Torch, ilk kez 1961 yılında, yani Android öncülünden çok sonra yayınlanmaya başlar. Orijinal karakterin elden geçirilmesiyle yaratılan 2. Human Torch, Fantastik Dörtlü ekibinin bir üyesidir. Storm, ekibin diğer üyeleri gibi maruz kaldığı kozmik ışınlar sayesinde gücüne kavuşur.

2015 yılında gösterime giren filmde, sarışın mavi gözlü Johnny Storm’un siyahi bir karaktere dönüşmesine ise değinmek bile istemiyoruz. Hepsi bir rüyaymış, Spider-Man de japon balığıymış.

7. Nightcrawler (Kurt Wagner)

nightcrawler

X-Men ekibinin mavi tüylü bir diğer üyesi de asıl adı Kurt Wagner olan Nightcrawler’dır. 1975 yılında Giant Size X-Men serisinin ilk sayısında tanıştığımız Wagner, kısa sürede hem Marvel hem de X-Men hayranlarının en sevdiği karakterlerden birisi olur.

Bu çevik karakter, duvarlara yapışabilme, kuyruğunu bir kılıç gibi kullanabilme, koyu mavi tüyleri sayesinde gölgede neredeyse görünmez olma yetilerine sahip olsa da onun asıl özelliği ışınlanabilmektir.

Mystique ile Azazel’ın oğlu olan Nightcrawler, anne ve babasının onu öldürülmekten kurtarmak için terk etmesinin ardından Bavyera’daki bir sirk tarafından bulunur ve buradaki çalışanlar tarafından yetiştirilir.

Sirkteki Stefan adlı yaştaşıyla abi-kardeş gibi büyüyen Wagner için ilk yıllar huzurlu geçer. İkili büyüdükten sonra Stefan bir gün çıldırır ve köydeki bir grup çocuğu katleder. Çocukluklarında yaptıkları anlaşma gereği, eğer Stefan bir gün masum birinin canını alırsa Kurt onu öldürmelidir.

Kurt, Stefan’ı iyileştirmek için çabalasa da ikili kavgaya tutuşurlar ve bu kavganın neticesinde Stefan ölür. Görünümü sebebiyle köy halkı çocukların ölümünden Wagner’ı suçlar ve onu linç etmek isterler. Çaresizce ormana kaçan Wagner, Profesör Xavier’ın gelip köylüleri geçici süreyle felç etmesiyle kurtulur.

Profesör X, Nightcrawler’a X-Men ekibine dahil olmasını önerir ve Wagner’ın X-Men ekibindeki macerası bu şekilde başlar.

6. She-Hulk (Jennifer Walters)

shehulk

Bruce Banner’ın kuzeni Jennifer Walters’ın babası Willam Morris Walters, Los Angeles Bölgesi’nde şeriflik yapmaktadır. Acımasız mafya babası Nicholas Trask’in operasyonlarına çomak sokan William Walters ve ailesi, bu suç örgütünün kurşunlarına hedef olur. Anne ve babasını kaybeden Jennifer da ağır yaralanır.

Banner, kuzeninin yaralanmasıyla asla yapmak istemediği bir şey yapmak zorunda kalır. Jennifer çok kan kaybetmiştir ve o sırada genç kızın kan grubuna uygun kan bulunamamıştır. Banner genç kızı kurtarmak için, zehirli kanından Jennifer’a aktarılmasına izin verir.

Banner’ın kanı, Jennifer’ın ailesini öldürenlere karşı duyduğu öfkeyle birleşince genç kız da tıpkı Bruce gibi sinirlendiğinde fiziksel dönüşüm geçirerek Hulk olmaya başlar.

She-Hulk, ilk kez 1980 yılında “Savage She-Hulk”ın ilk sayısında boy gösterir. İlk önceleri öfkelendiğinde dönüşüm geçiren Walters, sonrasında uygulanan kan tedavisi sayesinde bu gücünü kontrol edebilmeyi öğrenir. Marvel kadın karakterlerinden belki de en güçlüsü olan She-Hulk, New York Bölge Savcılığı’nda savunma avukatı olarak çalışmaktadır.

5. Carnage (Cletus Kasady)

carnage

İlk kez 1991 yılında “The Amazing Spider-Man” sayı 344’te görünen Carnage, tüm zamanların en sevilen kötülerinden, DC karakteri Joker’in Marvel evrenine yansımasıdır.

Simbiyot formuyla buluşmadan önce de Kasady bir sadist ve psikopattır. Henüz çocukken oğlunun içindeki karanlığı gören annesi tarafından öldürülmek istenen Kasady’nin babası annesine saldırıp onu ölümün kıyısına gelinceye dek döver.

Babasının hapse gidişinin ardından yetimhaneye konan Kasady, diğer çocukların zorbalıklarına maruz kalırken, giderek merhamet duygusunu kaybeder. Yetimhanenin ardından tam 11 kişiyi öldüren ve bir seri katile dönüşen Kasady, Ryker Ada Hapishanesi’ne gönderilir. Burada hücre arkadaşı Eddie Brock (Venom), simbiyot yaşam formunun da yardımıyla hapishaneden kaçar ancak kaçarken, uzaylı yaşam formu bir parçasını da hücrede bırakır.

Kasady, kendisiyle birleşen simbiyot sayesinde kolaylıkla hapsihaneden kaçar ve şehirde terör estirmeye başlar. Spider-Man tarafından durdurulmak istenir ancak, Kasady’nin içindeki vahşi duygular simbiyotla birleşince durdurulamaz bir güç haline gelmiştir.

Carnage’a rakip olamayacağını anlayan Spider-Man, Venom’la ateşkes yapar ve Kasady’yi durdurması için ondan yardım ister. Venom, Spider-Man’le birlikte Carnage’a karşı savaşıp onu durdurur. Simbiyotu bedeninden ayırıp onu süper güce sahip kötülerin hapsedildiği “Sığınak”a (The Vault) koyarlar. Ancak simbiyot, Kasady’nin açık bir yarasından kanına karışmıştır ve hücrelerinde yaşamaya devam etmektedir. Carnage’ın Venom’dan farklı olarak kırmızı renkte olmasının nedeni budur.

4. The Punisher (Frank Castle)

punisher

Her ne kadar Netflix’in Daredevil serisi sayesinde popülaritesi artsa da The Punisher kısa bir süre öncesine kadar ülkemizde az tanınan karakterlerden biriydi.

The Amazing Spider-Man’in 129. Sayısı 1974 yılında yayınlandığında Marvel okuyucuları büyük bir şaşkınlığa düşerler. Çünkü Frank Castle, çizgi roman kültürünün alışılageldik kalıplarının dışına çıkarak kötüleri öldürmekte hiçbir beis görmemektedir.

Ailesinin Central Park’ta şahit olduğu cinayet sebebiyle katledilmesinin ardından dünyası alt üst olan Castle, bir intikamcıya dönüşür ve mafyaya karşı tek kişilik bir savaş başlatır.

Yayınlandığı ilk sayıda Norman Osborne cinayetinden dolayı Spider-Man’i hedefine koyan The Punisher, seneler içerisinde Daredevil’dan Captain America’ya kadar pek çok farklı seriye konuk olur. Sonunda 1979 yılında kendi adını taşıyan bir mini seriye sahip olur ve seri kısa süre içerisinde takipçiler tarafından benimsenir.

2000 sonrası dönemde The Punisher daha gerçekçi ve karanlık bir yapıya bürünür. Marvel’ın ana akım yayınlarından ziyade yetişkinlere yönelik serilerini yayınladığı “MAX” markasının bir ürünü haline gelir. Bu serilerde Frank Castle, adına yakışır biçimde tek kişilik bir savaş makinesi olarak, en kaliteli aksiyon filmlerine taş çıkaracak sahnelerle düşmanlarını yok etmektedir.

Netflix ekranlarında The Punisher’a hayat veren, arıza rollerin adamı Jon Bernthal’ın karakterin hakkını veren başarılı bir performans sergilediğini söylemek mümkün.

3. Spider-Woman (Jessica Drew, Julia Carpenter, Mattie Franklin, Charlotte Witter, Veranke)

spiderwoman

70’li yıllarda bir telif savaşının ürünü olarak dünyaya gelen Spider-Woman’ın yaratılışını Stan Lee şu şekilde açıklıyor:

“Birden fark ettim ki bir başka yayıncı böyle bir seri çıkarabilir ve isim hakkının kendilerine ait olduğunu iddia edebilirdi. Bu yüzden telifi alabilmek için elimizi çabuk tutmalıydık ve çabucak bir seri yayınlayıverdik. İsim hakkını kesinlikle koruma altına almak istiyorduk çünkü birileri “Neden Spider-Woman diye bir seri başlatmıyoruz? Bizi durduramazlar ki?” diye düşünebilirdi. Yıllar önce “Wonder Man”’i yayınlamıştık ve “DC” bizi bu sebeple dava etmişti. Ben de daha fazla uzatmadan seriyi bitirdim. Ancak biz Power Man’i yayınladıktan kısa bir süre sonra bir de baktık ki onlar da “Power Girl”ü yayınlamaya başlamışlar! Bu haksızlık!”

Marvel Spider-Man’in örümcek tarafından ısırıldığı hikayesinden ayrışmak için oldukça garip bir yol izler. Terörist grup HYDRA’nın Jessica Drew adlı kadının içine yerleştirilen bir örümcek sayesinde güçlerine kavuşur.

Seriden çok da ümitli olmayan, yalnızca isim hakkını elde edebilmek için yayınlanmış Spider-Woman’ın yer aldığı “Marvel Spotlight”ın 1977 yılında yayınlanan 32. sayısı beklenmedik biçimde başarı gösterir ve Marvel’ın ana serilerinden biri olur. Hemen bir yıl sonra kendi adını taşıyan ayrı bir seriye sahip olan Spider-Woman, yazar ekibinin gönülsüzlüğü, yaratılış hikayesindeki absürde kaçan durum sebebiyle kısa süre içerisinde popülerliğini yitirir.

Sonradan Julia Carpenter, Mattie Franklin, Charlotte Witter ve Veranke adlı kurgusal karakterler de Spider-Woman kostümünü giyer. Karakterlerin değişmesiyle birlikte komik yaratılış hikayesi de unutulur ve seri en iyi dönemini 2005 yılındaki New Avengers serisiyle yaşar.

2. Cloak and Dagger (Tyrone Johnson ve Tandy Bowen)

cloackanddagger

1982 yılında, The Spectacular Spider-Man’in 64. Sayısında ilk kez boy gösterdiklerinde okuyucular bu yeni ve gizemli ikiliyi oldukça beğenir ve merak ederler. Spider-Man’in farklı serilerinde birçok kez konuk olarak yer aldıktan sonra serinin yaratıcıları Mantlo ve Hannigan, ikilinin popülerliğinden cesaret alarak Cloak and Dagger’ı ayrı bir seri haline getirir.

Tandy Bowen (Dagger) ve Tyrone “Ty” Johnson (Cloak) iki kaçak olarak New York’ta tanışırlar. Ty, kekemeliği sebebiyle arkadaşının polis tarafından öldürülmesini durduramamış ve suçluluk duygusuyla New York’a kaçmıştır. Tandy ise model annesi tarafından hiç ilgilenilmediği ve kendisiyle zaman geçirmediği için onun yanından ayrılır. New York’ta ilk karşılaştıktlarında Ty, Bowen’ın çantasını çalmayı düşünür ancak o daha hamle yapamadan bir başkası kızın çantasını çalar. Johnson, çantayı alıp geri getirince ikilinin arkadaşlıkları başlar. Kalacak yerleri olmayan iki gence yabancı kişiler konaklayabilecekleri bir yer önerince Tandy teklifi mutlulukla kabul eder. Johnson durumdan şüphelenir ve kızı korumak için onunla beraber gider. Gittikleri yer gizli deneylerin yürütüldüğü bir laboratuvardır ve iki gence azılı suçlu bilim adamı Simon Marshall tarafından bir dizi kimyasal test uygulanır. Testin sonuçları iki gencin üzerinde yıkıcı etkiler bırakır. Tyrone fiziksel bedenini yitirip, bir çeşit karadelik, bir gölge haline gelirken Tandy ise ışıktan hançerler yaratabilmeye başlar.

Simon’ın adamlarından takım çalışmasıyla kurtulan ikili, o deneyden sonra uyuşturu mafyasına savaş açar ve kendilerine Cloak and Dagger (Pelerin ve Kama) adını koyarlar.

2016 yılında Marvel Television, serinin bir televizyon dizisine uyarlanacağını duyurdu. Nisan 2017’de yayınlanan fragmanın ardından 2018’in ilk aylarında dizinin başlayacağı tahmin ediliyor.

1. Blade (Eric Brooks)

blade

Çok popüler olmayanlar listemizin belki de en popüler ismi. 1998 yılında Wesley Snipes’ın başrolde olduğu Blade (Bıçağın İki Yüzü) filmini ülkemizde bilmeyen yoktur. Özellikle “Blood Rave” şarkısı eşliğindeki açılış sahnesi ara ara açılıp tekrar izlenen bir suçlu zevktir. Filmin bu kadar popüler olmasına rağmen çoğu kişi Blade’in bir Marvel karakteri olduğunu bilmemektedir.

Blade, 1973 yılında The Tomb of Dracula serisinin 10. Sayısında okuyucuyla buluştuğunda henüz bir yan karakterdir. Marv Wolfman ve Gene Colan tarafından yaratılan karakter, 1975 yılına kadar Marvel’ın diğer korku temalı yayınlarında yan karakter olmayı sürdürür.

1975 yılında Marvel’ın Vampire Tales adlı serisinde ilk kez ana karakter olduğu bir macera yayınlanır ancak bu maceranın ardından uzun bir süre daha kendi adını taşıyan bir seriye kavuşamaz ve Ghost Rider, Nightstalkers, Midnight Sons gibi serilerde konuk olarak görünür.

Asıl çıkışını ise Nightstalkers serisinin iptalinin ardından 1994 yılında yapar ve kendi adını taşıyan seri Nisan 1995’e kadar devam eder. 2002 yılına kadar aralıklı olarak yayınlanmayı sürdürür ve karakterin Marvel ana akımı için çok sert olduğuna karar veren editörler onu da tıpkı The Punisher serisine dahil ederler.

MAX’e geçtikten sonra çok daha kanlı ve sert bir hikayeye sahip olan Blade’in asıl adı Eric Brooks’tur. Brooks, 1929 yılında Londra’da bir genel evde dünyaya gelir. Annesi Tara Brooks’un doğum sırasında yaşadığı komplikasyonlar sebebiyle acilen bir doktor çağırılır ancak bu doktor acımasız vampir Deacon Frost’tan başkası değildir. Kadını tedavi etmek şöyle dursun kanını içerek onu öldüren Frost, o sırada en azılı düşmanını yarattığından haberdar değildir.

Frost’un, annesinin kanını emmesiyle bazı enzimler Brooks’a geçer ve bebek anne karnında bir yarı vampire dönüşür. Vampirlerin tüm özelliklerine sahip olan Brooks, aynı zamanda onların zayıflıklarından da arınmış gibidir.

Eric, 9 yaşında okuldan dönerken yaşlı bir adamın üç vampir tarafından saldırıya uğradığını görür ve adama yardım eder. Ancak manzara tam olarak göründüğü gibi değildir. Yaşlı adam bir vampir avcısıdır ve genç Eric’i kanatları altına alarak onu bu konuda eğitmeye başlar.

Eric’in yetenekleriyle birlikte kibri de büyür. Başına buyruk hareketleri sebebiyle en yaşlı vampirlerden biri olan Lamia’yla savaşırken kız arkadaşı Glory’i kaybeder. Bu trajik olaydan sonra “büyük gücün büyük sorumluluk getirdiği”nin farkına varan Eric, daha ciddi bir karaktere bürünür ve ömrünü vampirlerin soyunu kurutmaya adar.

Beyaz perdeye iki devam filmiyle gelen Blade, 2006 yılında dizi olarak yayınlansa da karakteri canlandıran Kirk Fingaz, Wesley Snipes’ın oldukça gerisinde kalmış, dizi eleştirmenler ve izleyicilerden oldukça düşük not almıştır.

7 Numara Dizisinin Oyuncuları Şimdi Ne Yapıyor?

TRT kanalında 2000-2003 seneleri arasında yayınlanan ve ülkemizin en iyi komedi dizilerinden birisi olarak bilinen 7 Numara, oynadığı dönemlerde çok geniş bir izleyici kitlesine sahipti. Dizide üniversite eğitimi için 4 şehirli genç kızın, 1 işsizin ve 2 taşralı erkeğin bir araya gelişi anlatılmaktaydı. Aralarındaki kültür ve hayat farkı komik bir üslupla gösteriliyordu. Komedi kategorisinde olmasına rağmen sosyal mesajları da bol olan bir yapımdı. Hala eski bölümleri İnternet üzerinden sıklıkla izlenmekte ve efsane replikleri hatırlanmaktadır. Dizinin konusu ve çekimleri kadar 7 Numara oyuncuları da herkes için çok özeldi. Oyuncuların başarısı sayesinde dizi bu kadar tutmuştur. Her karakteri ayrı bir şekilde sevilirdi. O evde yaşanan acı, tatlı, komik ve macera dolu hikayeler adeta gerçekmişçesine hepimizin evinde yaşanır ve merak edilirdi. Aşk acısı çekildiğinde, mutlu bir haber geldiğinde ve ev içerisinde bir değişim yaşandığında günlerce dizi tutkunları arasında konuşulurdu. 14 sene sonrasında 7 numara oyuncuları neler yapıyor ve nerede diye herkes tarafından merak edilmektedir. Kimi oyuncuları günümüzde farklı dizi ve filmlerde görev alırken, kimi oyuncuları ise artık ekranlarda görülmemektedir. Oyunculuğa ara veren, reklamlarda görülen, aynı türde dizilerde rol alan kadrosu ile 7 Numara dizisi asla unutulmayacak yapımlardan birisi olmuştur. Türk dizi klasikleri arasında da mutlaka adı geçmektedir. Çok sevilen ve hala izlenen 7 Numara dizisinde yer almış oyuncuların işte günümüzdeki halleri;

7 Numara Dizisi Oyuncuları / Karakterleri

 

Sabit (Olgun Şimşek)


Diziye sonradan katılan ama kısa sürede kendisini sevdiren bir karakter olan Sabit’e oyuncu Olgun Şimşek hayat vermiştir. En son Yalan Dünya dizisinde kendisini izledik. Aynı zamanda birçok sinema yapımında da rol almıştır. Dizinin en başarılı ve günümüzde de en çok bilinen oyuncularından birisidir demek mümkün. Kısa bir dönem Şebnem Sönmez ile evli kaldığı bilinmektedir. Olgun Şimşek aynı zamanda sanat ve festival filmlerinde de çok fazla rol almıştır. Yazı Tura filmi buna en iyi örnektir.

Yusuf (Çağlar Çorumlu)


Yusuf karakteri, 7 Numara dizisine sonradan katılmış birisiydi. Sinir eden tavırları ile akıllarda kalmıştır. Günümüzde en aktif olarak çalışan oyuncu Çağlar Çorumlu diyebiliriz. Güldür Güldür ekibinde yer alan oyuncu, birçok film yapımında da görülmüştür. Özellikle komedi yapımlarının aranan ismi haline gelmiştir. En son rol aldığı Tatlım Tatlım ve Cem Yılmaz’ın başarılı yapımı Pek Yakında filmleriyle de isminden söz ettirmiştir. Genellikle şiveli karakterlerde başarısını göstermektedir.

Asiye (Özlem Türkad)


Karadenizli Asiye, evimizin sert kadını rolündeydi. Günümüzde Özlem Türkad’ı TRT kanalında oynayan Seksenler dizisinde görmekteyiz. Ters Köşe dizisinde de kısa bir rolü olmuştur. Aynı zamanda birçok tiyatro yapımında da rol almıştır. Kendisini TRT kanalının farklı dizilerinde kısa rollerle de izledik.

Satılmış (Ruhi Sarı)


”Akarı yok, kokarı yok. Temiz iş.” sözleri ile bilinen Satılmış karakteri, 7 Numara dizisinde çok uzun süre kalmasa da hafızalarda kalmayı başardı. Başarılı oyuncu en son Ulan İstanbul dizisinde görülmüştür ve son dönemlerde oyunculuk yapmamıştır. Kısa bir dönem de kendisini tiyatro sahnelerinde görmüştük.

Zeliha (Şebnem Sönmez)


En son Kocan Kadar Konuş filminde gördüğümüz başarılı oyuncu Şebnem Sönmez, 7 Numara dizisinde Zeliha karakterine can vermiştir. Bir Demet Tiyatro yapımında da kendisini çok sevdirmiştir. Cana yakın, her zaman gülen ve evhamlı halleri ile bilinen birisiydi. Olgun Şimşek’le bir süre evli kalmıştır. Farklı dizi ve film yapımlarında da kısa roller ile görülmüştür. Daha çok tiyatro için hizmet veren bir oyuncu olmuştur.

Haydar (Okan Selvi)


”Herhalde, galiba, sanırsam” sözleri ile hatırlanan komik karakter Haydar’a hayat vermiş olan başarılı oyuncu, 2016 senesinde Kış Güneşi dizisinde oynamıştır. Günümüzde aktif olarak rol aldığı bir dizi henüz bulunmuyor. Başarılı oyuncu bir dönem Leyla ile Mecnun dizisinde de konuk oyuncu olarak yer almıştır. Genellikle komedi yapımlarının aranan ismi olmuştur.

Vahit Emmi (Engin Alkan)


Güzel ve komik şivesini herkes yapmaya çalışırdı. O konuştuğu zaman ne anlatırsa anlatsın herkesi güldürürdü. Vahit Emmi karakteri ile hayatımıza giren Engin Alkan, günümüzde sinema dünyasında yer alıyor. Dublaj görevi ile kariyerine devam ediyor. En son Aşağı Yukarı Yemişliler dizisinde rol alsa da, yapım tutmadığı için kendisini izleyememiştik. Şimdi daha çok kamera arkasında görev alsa da bu sektörde yer almaktan vazgeçmiyor.

Recep (Volkan Girgin)


Son dönemlerde Çanakkale Yüzyıllık Mühür yapımı ile ekranlarda görülen Volkan Girgin, herkesin çok sevdiği ve saflığı ile herkesi etkilemeyi başaran Recep karakteri ile bilinmekteydi. Dizideki rol arkadaşı Sedef Pehlivanoğlu ile evlenen Volkan Girgin, Muhteşem Yüzyıl dizisinde de kısa bir dönem görülmüştür.

Berat (Aşkın Şenol)


Asiye’nin körkütük aşık olduğu Berat karakterini oyuncu Aşkın Şenol canlandırmaktaydı. Oyuncu şimdilerde TRT kanalında devam etmekte olan Seksenler dizisinde rol almaktadır. Aşkın Şenol da tiyatroya devam eden ünlü isimlerden birisidir.

Cansu (Gülden Güney)


7 Numara dizisinin en sevilen baş karakterlerinden birisiydi. Evin neşesi, eğlencesi ve hareketlisiydi. En son Star Tv kanalında oynayan Kiralık Aşk dizisinde yer almıştır. Birçok tiyatro yapımında da görülmüştür. Günümüzde daha gözlerden uzak bir hayat sürmektedir.

Rüya (Nuray Uslu)


En son Fox kanalında yer alan Kocamın Ailesi dizisinde kendisini izledik. Rüya karakteri, en duygusal isimlerden birisi olarak her sahnede bizleri gözü yaşlı halde bırakmayı başarırdı. Günümüzde henüz yeni bir yapımla anlaşmadığı bilinmektedir.

Armağan (Tuba Erdem)


Haydar’ın kalbini çalan Armağan karakteri, evin en sessiz ve olgun kişisiydi. Tuba Erdem en son Bir Yusuf Masalı dizisinde rol almıştır. 2009 senesinde evlenmiştir. Günümüzde dublaj yönetmenliği karakteri ile hayatına devam etmektedir. Aktif olarak yer aldığı bir dizi ya da film yapımı henüz bulunmamaktadır.

Meryem (Sedef Pehlivanoğlu)


Günümüzde 7 Numara dizisindeki rol arkadaşı olan Volkan Girgin ile evlidir. En son 2005 yılında TRT kanalında devam etmiş olan Ters Köşe dizisinde yer almıştır. Evlilik hayatından sonra daha gözlerden uzak bir hayat sürmeyi tercih etmiştir.

Ayten (Ayça Mutlugil)


En son 2006 senesinde Show Tv kanalında yayınlanmış olan Kış Güneşi dizisinde yer almıştır. 7 Numara dizisinde güzelliği ve edası ile bilinen bir karakterdi. Günümüzde evlilik sonrasında kariyerine ara vermiş ve aktif olarak bir dizide yer almamıştır.

Evren (Taner Ertürkler)


7 Numara dizisinde rol alırken tanışarak oyuncu Ayça Mutlugil ile hayatını birleştirmiştir. Diziden sonra başka herhangi bir yapımda rol almamıştır. Eşi ile birlikte hayatına devam etmektedir.

Dizide kısa süre yer alan ancak günümüzde de aktif olarak kariyerine devam eden ünlü isimler de bulunmaktadır. Demet Evgar, Mustafa Üstündağ , Ahu Türkpençe, Beyazıt Öztürk, Asuman Dabak, Binnur Kaya ve İlker Ayrık gibi önemli oyuncuları da 7 Numara dizisinde izledik. 7 Numara dizisinin baş rol oyuncuları genel olarak diziden sonra çok fazla aktif şekilde televizyon önünde yer almamıştır. Ancak sinema ve tiyatro sektörlerine hizmet etmeye devam etmişlerdir.

Sinema Tarihinin Unutulmaz Baba Karakterleri

Sinema tarihinde birçok ünlü isim, canlandırdıkları baba karakterleri ile hayranlarının büyük beğenisini toplarken filmin de başarısında büyük rol oynamıştır. Hatta bazı filmler adeta filmdeki baba karakterleri ile özdeşleşmiştir. Rolü oynayan kişinin hayatı boyunca o rolle anıldığı bile olmuştur. Şimdi sizlere geçmişten günümüze hafızalara kazınmış en baba karakterleri sırasıyla gözden geçirelim. Unuttuğumuz karakterleri sizler de bizimle paylaşırsanız çok seviniriz. Böylece siz de listemize katkıda bulunma şansını yakalayabilirsiniz. Dilerseniz başlayalım.

Baba Karakterleri

10. Kevin Spacey – American Beauty


İngiliz yönetmen Sam Mendes’e Oscar ödülünü getiren filmde Kevin Spacey, bunalımda olan karısı ve ergenlik dönemindeki kızıyla ilgilenmek zorunda kalan Lester rolünde karşımıza çıkmaktadır. Rutin hayatından tiksinmiş bir baba rolüne bürünen Kevin Spacey muhteşem oyunculuğuyla izleyenleri ekrana kilitliyor.

9. Lee Cobb Jr. – 12 Angry Men


Sinema tarihinin en unutulmaz filmleri arasında olan 12 Angry Men, bir çocuğun suçlu olup olmadığını oylamak üzere toplanan jürilerin arasındaki konuşmalardan ibarettir. Bu filmde öne çıkan karakterlerden birini oynayan Lee Cobb Jr. iyi bir baba olamamanın verdiği hüzünle belki de filmde öfkeli bir adamı en iyi oynayan oyuncu olmuştur. Bu rolüyle hafızalara kazınan oyuncu filmin başarısında da önemli pay sahibidir.

8. Jack Nicholson – The Shining


Kariyerinde sorunlu bir dönem yaşayan bir yazar ve onun eşiyle psişik güçlere sahip olan oğlunu konu alan filmde, Jack Nicholson kış ayının gelmesiyle kapanan bir dağ otelinde bekçilik görevini kabul eder. Niyeti hem para kazanmak hem de kitabını yazmaktır. Ancak işler umduğu gibi gitmez ve dağın sessizliğiyle zaman içinde bunalıma girer. Jack Torrance rolüyle gittikçe psikolojisi bozulan bir baba figürü çizen oyuncu bu karakterle hafızalara kazınmıştır.

7. Robert Duvall – Sling Blade


Bir baba bu kadar vicdansız ve şereften yoksun olabilir. Böyle kötü bir babayı sahne aldığı sadece 3-4 dakikaya sığdırabilme si ise oldukça büyük bir oyunculuk gerektiriyor. Robert Duvall, Sling Blade filminde oğlu Carl üzerinde yaptığı psikolojik baskıyla bir babanın ne kadar kötü oynanabileceğini bütün sinemaseverlere gösteriyor.

6. Mufasa – The Lion King


Ormanların kralı olmak kolay değil. Hele bir baba ve ormanlar kralı olmaksa oldukça zordur. Bir yandan hâkimiyet kurmak zorunda olduğunuz büyük bir orman diğer yanda sevimli yavrunuz. Ormana ihtişamlı bir şekilde kükrerken yavrusuna büyük bir şefkatle bağlı Mufasa, sinema tarihinin en baba karakterleri listemize girmeyi başarıyor.

5. Roberto Benigni – İt’s a Wonderful Life


Savaşın ortasında sıkışıp kalmış bir baba oğul hikâyesinde Guido, oğlunun savaştan etkilenmemesi için her şeyi mizaha vurmaktadır. Oldukça hüzünlü olan film izleyenleri kendisine hayran bırakırken gözyaşlarının da akmasına neden olmaktadır.

4. Marlon Brando – The Godfather


Hem bir mafya babası, hem çocuklarının babası hem de bütün İtalyanların babası olmak hiç de kolay değil. Marlon Brando, Don Vito Corleone rolüyle Mario Puzo’nun ünlü romanından uyarlanmış olan “Baba” serisi ile filmin adına yakışacak bir baba figürü sergilemektedir. Bu karakter öyle bir hafızalara yer etmiştir ki birçok sinemasever Baba’nın sözlerini ezberlemiştir.

3. Eugene Levy – American Pie


Mr. Levenstein rolüyle Eugene Levy, bizlere babaların ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösteriyor. Bu rolle kariyerinin en önemli işlerinden birine imza atan Levy, bir babanın oğlunu ne kadar çok sevebileceğini kanıtlıyor. Çocuklar ne kadar hata yapsa da babaları için her zaman çok özel ve çok önemli varlıklar olacağını bizlere bir kere daha hatırlatan Mr. Levenstein’a sonsuz teşekkürler.

2. Geppetto – Pinocchio


Babalık, çocuğunuz her defasında yalan söylese de ona güvenmeyi gerektirir. Gepetto, oğluna sonuna kadar güvenen baba rolüyle Pinokyo’nun gerçek bir çocuk olma hayaline kavuşmasında en önemli rolü oynuyor. Bir babanın, çocuğuna inanmasının ne kadar önemli olduğunu Gepetto sayesinde öğreniyoruz. Eğer Gepetto oğluna inanmasaydı, Pinokyo belki de hiçbir zaman gerçek bir çocuk olmayı başaramayacaktı.

1. Darth Vader – Star Wars Series

Tarihin en karanlık babasına bu filmde rastlıyoruz. Yıldız Savaşları filminde acımasızlığıyla nam yapmış Darth Vader söz konusu oğlu Lukas olunca aynı acımasızlığı gösteremiyor. Hatta bütün evreni birlikte yönetmeyi bile teklif ediyor. Filmde en sıra dışı baba oğul ilişkilerinden birini izliyoruz.

Yabancı Dizi Dünyasının Anti-Hero Karakterleri

Yabancı dizilerde ve filmlerde, insanlar tarafından sevilen ve tutulan karakterlere baktığımızda bu karakterlerin ‘neden çok sevildikleri’ üzerine düşünebiliriz. Bu karakterlere olan ilginin tek sebebi, o karaktere can veren oyuncunun olağanüstü performansı değildir; o karakterin bir anti-hero yani anti-kahraman olmasıdır. Anti-Hero karakterin başlıca özellikleri ise; iyi bir şey yapmaya çalışırken kötü yolları tercih etmesi, geçmişinin oldukça kirli olması, ahlaki değerlerinin tartışılmaya müsait olması, kötü adam olarak iyi adamdan daha güçlü bir etki bırakması, kurallara göre oynamaması ve insanların içinde bir şekilde yer alan ‘aykırı, asi’ duygulara hitap etmesi. Yabancı diziler ekseninde konuya baktığımızda, anti-kahraman karakterlerin oldukça baskın karakterler olduğunu görüyoruz. Anti-Hero karakterleri hatırlayalım:

Yabancı Dizi Dünyasının Anti-Hero Karakterleri

 

12. Walter White – Breaking Bad:

walter-white
Bryan Cranston tarafından canlandırılan Walter White (Heisenberg), anti-hero karakterler arasında en çok hatırlanan ve en çok sevilen karakter haline geldi. Walter White’ın basit bir kimya öğretmeninden bir uyuşturucu baronu olan Heisenberg’e dönüşümü, onu sadece bu özelliği ile bir anti-kahraman yapmaya yetiyordu. Yaptığı her şeyi ailesi için yaptığını kendi zihnine kazımış olan Heisenberg, ahlaksal bir kaos yaratmakta ustaydı.

11. Dexter Morgan – Dexter:

dexter-morgan
İçinde taşıdığı ‘karanlık yolcu’ ile cinayetlerini titizlikle işleyen Dexter Morgan en sevilen anti-hero karakterlerinden biri. Öldürme içgüdüsünü iyi bir amaç için kullanmak isteyen Dexter, çalıştığı polis departmanında kan analisti göreviyle seri katil kimliğini gizleyerek çalışıyordu. Hall rolüne o kadar çok adapte olmuştu ki, bugün Michael C. Hall ve Dexter Morgan insanların aklında aynı kişi olarak beliriyor.

10. Nicholas Brody – Homeland:

nicholas-brody
Bazen vatanseverlik ve vatan hainliği arasında ince bir fark vardır. Homeland dizisindeki Brody karakteri de bu sözü ispatlayan bir niteliğe sahip. Nicholas Brody çift taraflı çalışan bir Amerikan subayı olduğu için anti-kahraman olarak görülebilir.

9. Root – Person of Interest:

root
Bütün kameraları tek bir makineye bağlayarak yaratılan bir yapay zeka (Machine) düşünün. Person of Interest bu konuyu işleyerek hatırı sayılır bir izleyici kitlesi yakalamıştı. Yapay zeka ile sıkı bir muhabbete sahip olan hacker Root (Samantha Groves), inandığı değerler uğruna cinayetler işlemiş, mafya ile ilişkilerde bulunmuş ve karanlık bir yol izlemişti. ‘İyilerin’ tarafına katılma kararı alan Root bir anti-kahraman olarak kabul edilebilir.

8. Tony Soprano – The Sopranos:

tony-soprano
Geçtiğimiz senelerde kaybettiğimiz James Gandolfini’yi anımsamak gerekir. The Sopranos’taki sorunlu mafya babası olan Tony Soprano, karakteriyle bir anti-kahramandı.

7. Stannis Baratheon – Game of Thrones:

stannis-baratheon
Tahtın gerçek varisi olarak hakkının gasp edildiğini düşünen Stannis Baratheon, demir tahtı geri alabilmek adına öz kızını yakacak kadar çaresiz kalmıştı. Demir tahtı kazanma hırsıyla her şeyini kaybeden Stannis dizide hayatını da kaybetmişti. Büyük bir hayran kitlesine sahip olan karakter için anti-hero demek yanlış olmaz.

6. Jax Teller – Sons of Anarchy:

jax-teller
Sons of Anarchy motorsiklet kulübünün başkanı olan Jax Teller, her ne kadar kulübünü legal ticari yollara çekmeye çalışsa da tamamen suça bulaşmış durumdaydı. Silah ticaretinden kaçakçılığa kadar birçok yasadışı iş yapan Teller ve Sons of Anarchy, genel olarak anti-hero’lardan oluşmaktaydı.

5. Lucas Hood – Banshee:

lucas-hood
Bir kasabaya sahte düzenlemeler ile şerif olmayı başarabilen eski hükümlü Lucas Hood, geçmişinden kaçmak istedikçe daha çok o geçmişin içine gömülüyordu. İyi ve kötü arasında gidip gelen karakter bir anti-hero.

4. The Punisher – Daredevil:

the-punisher
Marvel’ın çıkardığı en iddialı dizi olan Daredevil’de ikinci sezon itibariyle görmeye başladığımız The Punisher karakteri bütün vahşeti, dehşeti, kendisine ait adalet anlayışı ve derin karanlık tarafı ile anti-hero olmayı hak ediyor.

3. Ray Velcoro – True Detective:

ray-velcoro
Matthew McConaughey ve Woody Harrelson True Detective adlı dizide buluşmuş, ikilinin müthiş performansıyla beraber dizi de çok beğenilmişti. İkinci sezonda ise tamamen farklı bir konu ve farklı oyuncular ile ele alınan dizide, kirli bir polis olan Ray Velcoro karşımıza çıkıyordu. Alkol bağımlısı, geçmişteki travmasına takılı kalan, acısını sürekli taze tutan, başarısız bir baba rolündeki Ray Velcoro’ya anti-hero diyebiliriz.

2. Pablo Escobar – Narcos:

pablo-escobar
Dünya üzerindeki gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu baronu olan Pablo Escobar’ın hayatı Narcos adlı dizide anlatılmaya başlamıştı. Ailesi ve onuru için her şeyi yapabilecek, fakat kurduğu imparatorluktan vazgeçmemek için bunun uğrunda ölebilecek bir kişiden bahsediyoruz. Kolombiya halkı için Escobar hem bir kahraman hem de bir terörist.

1. Frank Gallagher – Shameless:

frank-gallagher
Gallagher ailesinin sorumsuz, ilgisiz, alkolik babası Frank, Anti-Hero karakterleri listesine girmek için oldukça uygun bir aday.

Melankolik Dizi Karakterleri

Melankolikler; dünyadan ziyade kendi kafasının içinde yaşayan, toplum hastalığına yakalanmamak için sosyal çevre edinmeyen, aykırı düşüncelerinin kurbanı olarak hor görülen, uyuşturucu ve alkol gibi sıkı dostlar edinen öteki insanlardır. Edebiyat alanında romanlarda işlenilen melankolizm, melankolik yazarlar ve şairler ortaya çıkarmıştı. Edebiyattan sinemaya, sinemadan da dizi sektörüne melankolik karakterler izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi.

Melankolik Dizi Karakterleri listemize göz atalım:

 

5. Elliot Alderson – Mr. Robot

elliot-alderson

Rami Malek’in olağanüstü performansıyla beraber canlandırdığı Elliot Alderson karakteri şüphesiz dizi evrenindeki en melankolik karakter olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal çevre edinmede büyük sıkıntılar çeken Elliot, kapitalizmin şekillendirdiği toplum yapısından nefret ediyordu. Gerçek ve hayal arasında mekik dokuyan Elliot’ın kişiliği büyük bir yıkıma uğrayarak paramparça oluyordu. Bu parçalanmadan kalan parçaları birleştirdikçe, Elliot’ın tarihinin gördüğü en büyük ekonomik krize neden olan bir hacker grubunun lideri olduğu anlaşılıyor ve Elliot daha karmaşık bir hal alıyordu.

4. Dexter Morgan – Dexter

dexter-morgan

Öldürme içgüdülerine engel olamayan, bu içgüdülerini kendi koyduğu kurallar çerçevesinde kullanarak bir seri katil haline gelen Dexter, karanlık yolcusuyla beraber öldürmek üzerine oldukça felsefi düşünceler sunuyor. Duygusal yoğunluk açısından toplumdaki diğer insanlara göre daha farklı yaklaşımlar gösteren Dexter geçmişiyle tanıştıkça, geleceği ile ilgili kararlar vermek zorunda kalacaktı. Melankolik dizi karakterleri arasında Dexter özel bir yere sahiptir.

3. Rust Cohle – True Detective

rust-cohle

Melankolik dizi karakterleri arasında Rust Cohle karakteri yer almazsa o liste eksik kalır. Matthew McConaughey’in canlandırdığı Rustin Cohle karakteri izleyicinin büyük sevgisini kazanmıştı. Çok uzun zamandır çözülemeyen bir cinayet vakasını çözmek için büyük uğraşlar veren Rust Cohle; evren, bilinç, zaman, ölüm gibi konularda ortaya koyduğu aforizmaları ile melankolizmi ağır basan aykırı bir karakterdi.

2. Will Graham – Hannibal

will-graham

Doktor Hannibal Lecter’ın işlediği cinayetler üzerinden oldukça ağırbaşlı bir dizi konumunda olan Hannibal’da, Will Graham karakteri cinayetleri çözmek için bilinç altınının derinliklerine iniyordu. Kişilik bozukluğu tanısı koyulan Will oldukça karanlık ve melankolik bir dedektif olarak Hannibal ile büyük bir oyun içine girmişti.

1. Jesse Pinkman – Breaking Bad

jesse-pinkman

Walter White’ın ortağı olan Jesse Pinkman, zaman içinde büyük trajedilerin içinde kendisini bulmuştu. Uyuşturu satıcısından bir yuşturucu bağımlısına dönüşen Jesse aynı zamanda kız arkadaşının ölümüyle yüzleşmişti. İlk kez birisini öldürmüş ve kendisini Walter White’ın kuklası olarak görmeye başlamıştı. Ruh sağlığı bozulan Jesse için suçlanacak biri vardı: Heisenberg.

Walter White sadece kendi yaşamını değiştirmemişti, çevresindeki herkesin hayatını bir şekilde değiştirmeyi başarmıştı. Tehlikede değildi, tehlikenin kendisiydi.

Filmlerdeki Kötü Patron Karakterleri

Patronunuzdan nefret mi ediyorsunuz? O halde listemizde yer alan patronlara bir göz atın ve kendi halinize şükredin. Çalışma hayatının belli zamanlarında zorlayıcı yöneticilerle çalışmışızdır. Belki bazılarımız hala böyle bir patronla çalışmak zorunda. Biz de beyazperdeden geçen 10 en feci patron tiplemesini araştırdık ve karşımıza şu sonuçlar çıktı:

Kötü Patron Karakterleri

 

10. Meredith Johnson (Demi Moore) Disclosure (Taciz) / 1994 – IMDB: 6,0

meredith-johnson
Tom çalıştığı şirkette terfi almayı beklerken eski kız arkadaşı Meredith Tom’un beklediği göreve atanır. Meredith işle ilgili konuşmak üzere Tom’u ofisine çağırır, birlikte olmak ister ama Tom geri çevirir. Ertesi gün, Meredith’in kendisine karşı taciz davası açtığını öğrenir. Skandaldan korkan şirket Tom’a başka bir lokasyonda çalışma teklifi götürür. Ama bunu yaparsa para kaybı büyük olacaktır. Üstelik şirketi el değiştirdikten sonra gönderilmek istendiği bölüm satılacak ve sonuçta işsiz kalacaktır. Tom da karşı taciz davası açmaya karar verir. Dış görünüş olarak kusursuz bulunabilecek Meredith, şeytani zekası ile karşı konulması çok güç bir patron görüntüsü çizse de tam bir kariyer katili ve psikopattır.

Margaret Tate (Sandra Bullock) – The Proposal (Teklif) / 2009 – IMDB: 6,7

margaret-tate

Düşüncesiz, bencil ve kontrol manyağı bir patronunuz olmasından daha kötü ne olabilir? Bu kişiliğin bir de eşiniz olduğunu düşünün. Andrew Paxton ( Ryan Reynolds) sakin, kendi halinde çalışkan bir asistandır. Margaret Tate ise kitap yayımcısı bir şirkette patrondur. Çalışma izni ile bir sorun çıkar ve sınır dışı edilme riski belirir. Bu durumdan kurtulmak için asistanı Andrew’u kendisi ile evlenmeye ikna eder. Margaret Andrew’nun ailesi ile tanışınca burnunun dikine giden, buz dolabı gibi bir iş kadını olmayı bırakıp daha iyi bir insan ve daha iyi bir patron olma yönünde adım atacaktır. Aileler ile tanışma faslından sonra anlaşmalı evlilik gerçek bir evliliğe doğru yol alacak mıdır? Sandra Bullock role renk katmış. O kadar romantik komediden sonra O’nu kariyer manyağı olarak görmek çok kolay değilse de beyaz perdede gördüğümüz en sinir bozucu patronlardan birini canlandırdığı da bir gerçek.

Katherine Parker (Sigourney Weaver) Working Girl (Çalışan Kız) / 1988 – IMDB: 6,7

katherine-parker

1980 li yıllar, iş yerinde geçen romantik komedi filmleri bakımından bolca örneğin bulunduğu senelerdi. Çalışan Kız bunlardan biridir. Melanie Griffith’in oynadığı zavallı Tess’in tek istediği, sunduğu fikirleri patronunun beğenmesi ve iş yerinde yükselmektir. Ama iki yüzlü Katherine Parker’ın altında çalışmak hiç de kolay değildir. Katherine’in iğneleyeci sözleri ve Tess’i sekreter olarak bırakmaya çalışmasına tahammül etmek durumundadır. Katherine ayağını incitince Tess O’nun yerine bakar. Şirket için karlı bir anlaşma peşinde koşarken Katherine’in ortağı Jack (Harrison Ford) ile yakın çalışmaya başlar. Yavaş yavaş birbirlerine aşık olacaklardır. Şeytani zeka sahibi, gösterişli saçlarıyla ve vatkalı ceketleri ile dikkat çeken Katherine, Sigourney Weaver’in elinde herkesin nefret edeceği bir patrona dönüşmüş.

Franklin Hart Jr (Dabney Coleman) – 9 to 5 ( 9’dan 5’e) / 1980 – IMDB: 6,7

franklin-hart-jr
9 dan 5 e, Çalışan Kız benzeri, feminist mesajları olan iş hayatında eşitlik konusuna odaklanan bir film. Hart, tipik bir kadın düşmanıdır. Sarışın ve iri göğüslü sekreteri Doralee’ye (Dolly Parton) pek de iyi gözle bakmamaktadır. En iyi çalışanı Violet Newstead (Lily Tomlin) ‘in işle ilgili fikirlerini çalmaktadır. İşe yeni giren Judy’e ise çok kötü davranmaktadır. Komedi ögelerini ustaca harmanlayan 9 dan 5 e, kötü patron tiplemesini bir başka seviyeye taşımış. Coleman role tam oturmuş ve çok iyi bir performans sergilemiş. Masanın diğer tarafına geçtiğinde ve güç dengeleri aleyhine geliştiğinde muhteşem bir oyunculuk sergiliyor. Muhtemelen çalışmak isteyeceğiniz bir patron değil, tabii siz de eşit derecede önyargılı bir erkek değilseniz!

Miranda Priestly (Meryl Streep) – The Devil Wears Prada ( Şeytan Prada Giyer) / 2006 – IMDB: 6,8

miranda-priestly

Vogue dergisinin meşhur editörü Anna Wintour’un gerçek hayatından yola çıkılarak yazılan filmde Miranda, şirretlerin kraliçesi olarak canlandırılmış. Film, bıkmaz usanmaz bir güç delisi olan editörün, gelecek sezon hangi renklerin giyilmesi gerektiği ve hangi modacının hangi ünlüye kıyafetini giydireceği konuları etrafında dönen hayatı üzerine odaklanmıştır. Andie (Anne Hathaways) işe yeni girer ama Miranda kızın hayatını cehenneme çevirir. Kilosundan yazma kabiliyetine kadar her konuda O’nu aşağılar. Havada kasırgalar koparken arayıp bir uçak ayarlamasını istemektedir. Böyle garip istekleri akşam saatlerinde ve geç vakitlerde yaptığı için Andie’in özel hayatı da etkilenmektedir. Andie bir süre sonra Miranda’nın kocası tarafından terk edilmiş olduğunu öğrenir. Meryl Streep her zaman yetenekleri ile bilinen bir oyuncudur. Bu filmde yüzünü soktuğu şekiller cehennemden gelen bir patron olduğunu göstermektedir. Seyirci bu patrondan anında nefret edecektir.

Mason (Tilda Swinton) – Snowpiercer (Kar Küreyici) /2013 – IMDB: 7,0

mason
Patronunuzun berbat bir karakterde olduğunu mu düşünüyorsunuz? Dünya buz çağına girdiği için dışarıya çıkamadan bir trende sürekli yolculuk eden son insanlardan biri iseniz fikriniz değişebilirdi. Onların patronları fazla mesai ödemekten çalışmalarını veya beş yıl önceki maliyet raporlarını çıkarmalarını talep etmiyor. Onların patronları ya donan kollarını koparıyor ya da böcekten yapılmış krakerleri yemelerini istiyor. Çocuklarını kaçırıyor. Mason rolünde Tilda Swinton belki de en iyi rolünü oynuyor. Orta yaşlı, dişlek, kalın camlı gözlükleri olan ve ağır aksanı ile dikkati çeken ve gücün beslediği Mason, psikopatlık sınırlarındaki şiddete doğru yol alıyor.

Buddy Ackerman (Kevin Spacey) – Swimming with Sharks ( Köpekbalıklarıyla Dans) / 1994 – IMDB: 7,1

buddy-ackerman
Buddy çok etkin bir film şirketi patronudur. Saf ve genç bir yazar olan Guy’ı asistan olarak yanına alır. Guy sinema okulundan mezun olmuştur ve yeni işini altın tepside sunulmuş bir fırsat olarak görmektedir. Buddy’nin yanında eskiden beri çalışan Rex’in uyarısına rağmen Guy iyimserliğini korur. Buddy ise cehennemden kopup gelmiş gibi bir patrondur. Guy’a köle gibi davranmakta, insanların içinde küçük düşürmektedir. Buddy Ackerman rolünde Kevin Spacey’yi korkunç patronların en aşırı karikatürize edilmiş biçimi ile izliyoruz. Guy’a bağırırken söylediği “sen sadece bir asistansın ve beynin yok” gibi cümlelerle Ackerman film tarihindeki en kinci ve kaba patronlardan biri haline geliyor. En sert tiplerin bile çalışmaktan kaçınacağı bir patron tiplemesinde Kevin Spacey, edebin sınırlarını zorluyor. Listemizde yer almayı hakketmiş tamimiyle korkunç bir patron örneği!

John Milton (Al Pacino) – The Devil’s Advocate / 1997 – IMDB: 7,5

john-milton
Listemizdeki patronların çoğu berbat olabilir ama bir tanesi gerçekten krallığını ilan edecektir. Çünkü kendisi geçekten Şeytan’dır. Milton avukat Kevin’e bağırırken şeytanlığını ilan etmektedir. Al Pacino son derece inandırıcı ve doğrusunu söylemek gerekirse çılgın bu rolde her ekrana geldiğinde sinir bozucu ve rahatsız edici olabilmektedir. Patronununuzdan ne kadar nefret ederseniz edin bu kadar kötüsüne tahammül etmek zorunda kalmayacağınıza emin olabilirsiniz. Çünkü en patron dahi Şeytanın ta kendisi olamaz!

Blake (Alec Baldwin) – Glengarry Glen Ross / 1992 – IMDB: 7,8

blake
Filmin adı başrol karakterleri Glengarry Highlands ve Glen Ross Farms’dan gelmektedir. Bu iki kişi Premier Emlak Ofisi için çalışmaktadır. Bir gün emlak ofisi onlara Blake’i gönderir. Blake’in görevi iki arkadaşı motive etmektir. Ama Blake sözlü tacize başlar. Filmde iki emlakçının iki gün boyunca başından geçenler, kendilerine gönderilen motivasyon uzmanı ile yaşadıkları anlatılıyor. Alec Baldwin sadece bir sahnede görünmüş olsa da bu filmle ilgili en akılda kalan karakterdir. Belki de kariyerinin en iyi performansını vermiştir. Sadece 10 dakika süren sahnede Baldwin en çelik görünümlü iş adamını bile ağlatabilecek kadar çok küfürlü ve garez dolu bir konuşma yapar. Çalışanlara ayakkabısındaki kire bakar gibi bakan ve bağıran bu karakter, sinemadaki en rezil ve acımasız patronlardan biridir.

Bill Lumbergh (Gary Cole) – Office Space (Ofis Çılgınlığı) / 1999 – IMDB: 7,8

bill-lumbergh
Peter (Ron Livingstone) bilgisayar programcısı olarak çalışmaktadır. İşi çok yoğundur, bunalmıştır. Özel hayatı pek iyi değildir ve Bill isimli patrondan nefret etmektedir. Her ikisinin de ismi Bob olan danışmanlar, şirkette küçülme ile igili çalışma yapmaya geldiklerinde iş yerindeki bütün personel iyice gerilir. Bill Lumbergh Den daha kendini beğenmiş ve tiksindirici bir patron olabilir mi? Gerçek hayata en yakın patron tiplemelerinden birinde aktör Gary Cole, sürekli meşgul, çalışanların masalarına ikide bir manasız mesajlar yazıp bırakan veya önlerine dosyalar yığan, moral bozucu Bill Lumbergh’i o kadar iyi oynuyor ki seyircide şiddetli bir yumruk atma isteği uyandırıyor. Üzerinde gezen Bill, çalışanlara hafta sonu da gelip ellerindeki işleri bitirmelerini söylerken son derece mutlu görünüyor. Etrafımızda gördüğümüz bir çok patron gibi işine gereğinden fazla sarılmış ve etrafının da hayatını cehenneme çeviren patron rolünde Cole, nefret etmekten zevk duyduğumuz bir tip yaratmış.

Bonus: Horrible Bosses – Patrondan Kurtulma Sanatı – 2011 – IMDB: 6,9

patrondan-kurtulma-sanati

Coen Kardeşlerin Filmlerinden 15 Unutulmaz Karakter

Günümüzdeki Amerikalı film yapımcılarından hangisi Joel ve Ethan Coen kardeşler kadar çok sayıda unutulmaz karakter yaratmıştır? Bazı az bilinen filmlerinde dahi, ikili, hatıralarda yer alan bazen komik, bazen korkutucu, (çoğunlukla her ikisi birden ) ama asla unutamayacağınız karakterler yaratmıştır. Kuruntulu yazarlar, ahlaki olarak çökmüş suçlular, anne olmaya kafayı takmış kadınlar, felsefeci kiralık katiller vb.. Bazıları da kardeşlerin bu filmlerinde aynı kişilerin bir çok yüzünün gösterildiğini düşünmektedir.30 yıllık sinema serüvenlerinde, Coen kardeşler için önemli olan filmde belirli bir ritmin olması (buna bazıları Coen Kardeşler Duygusu da diyor) , karakterin ilgi çekici ama çoğunlukla ezik tipler arasında yer alması ve kusursuz canlandırılması idi. Hiç kötü film yapmadıkları için filmleri arasında listeleme yapmak zor olsa da, en fazla hatırlanan karakterlerin bazılarını sizler için inceledik:

Coen Kardeşlerin Filmleri ve Unutulmaz Karakterleri

15. Larry Gopnik ( A Serious Man / Ciddi Bir Adam, 2009 – IMDB 7,0) :

Larry Gopnik Karakteri
Coenler, Burn After Reading gibi yıldızlarla dolu bir filmin ardından hiç bir bilinen yıldız oyuncunun yer almadığı bu filmde, baş rolü de az bilinen bir tiyatro aktörüne vermişti. Aslında Michael Stuhlbarg için göreceli tanınmamışlığı oynadığı rol bakımından bir nimet sayılırdı çünkü Larry Gopnik sıradan bir fizik profesörüdür. Aile, inanç, iş yani hemen hemen genel olarak hayatı konusunda bir testten geçmektedir. Coenlerin en varoluşçu filmlerinden biri olan A Serious Man, Stuhlbarg’ın hayatın yükünü omuzlarında taşıyan tiplemesi ile öne çıkmaktadır. Karakter aynı zamanda esprilidir ve seyirci O’na acımakla birlikte durumdaki bir parça absürd komediyi de fark etmektedir.

14. Chad Feldheimer (Burn After Reading / Aramızda Casus Var, 2008 – IMDB 7,0 ) :

Chad Feldheimer
Coen kardeşlerin ödüllü aptallarını genelde George Clooney canlandırır. Ama Brad Pitt Chad rolü ile bu tipi mükemmelleştirdi. Chad, haddinden fazla hevesli bir antrenördür. Spor salonunda yerde bir CD bulur. CD’nin içindeki anlaşılmaz verilerin çok gizli CIA bilgileri olduğunu sanmıştır. Chad, Coen kardeşlerin filmlerine göre bile fazla aptal ve komiktir.

13. Amy Archer (Hudsucker Proxy / Bir Şirket Komedisi, 1994 – IMDB 7,3) :

Amy Archer
Jennifer Jason Leigh filmde arsız bir gazete muhabirini canlandırıyor. Bazı gerçekleri ortaya çıkarmak için büyük bir şirkete yeni mezun rolü yaparak sekreter pozisyonunda işe girer. Leigh 1950 li yılların hızlı konuşan acar gazetecisini büyük başarıyla canlandırmaktadır.

12. H.I. ( Raising Arizona / 1987 – IMDB 7,4) :

H.I.
Nicholas Cage, Coen biraderlerle sadece bir kere çalıştı. Aslında birçok oyuncu ile sürekli çalışan kardeşler için bu değişik bir durumdu. İsmi aslında Herbert olan ama H.I olarak çağrılmayı tercih eden bu suçlu, zaten girdaplarla dolu hayatını bir bebeği kaçırmakla daha da içinden çıkılmaz hale sokacaktır. Cage bu gülünç hatta maskara karakteri kusursuz canlandırmıştı.

11. Llewyn Davis (Inside Llewyn Davis / Sen Şarkılarını Söyle 2013 IMDB 7,4 :

Llewyn Davis
Oscar Isaac tarafından canlandırılan Davis, 60 lı yıllarda ayakta kalmaya ve müziğini yapmaya çalışan bir folk şarkıcısıdır. Albümü satmamaktadır, parası yoktur ve geceleri arkadaşlarının evlerinde kanapede uyumaktadır. Film Llewyn’in bir haftasını anlatmaktadır. Müziklerin güzelliği ve Isaac’in performansı göz dolduruyor. Film, Cannes’da Altın Palmiye için yarışmıştı.

10. Ed McDonagh ( Raising Arizona, 1987 – IMDB 7,4) :

Ed McDonagh
Coen kardeşler aşk hikâyelerini pek sevmez. Yazdıkları pek çok ilişki kötü biter, sıklıkla da taraflardan biri ölür. Bunun bir istisnası olan filmde sert bir polis (Holly Hunter) , bütün ahlaki kaygılarına rağmen, bir suçlu olan Hi ile aşk yaşamaya başlar. Fakat çocukları olamayacağını öğrenirler ve bir çocuk kaçırırlar. Hunter filmin ikinci yarısında arka planda kalmakla birlikte, ekranda göründüğü her anda harikalar yaratmaktadır.

9. Ed Crane (The Man Who Wasn’t There/ Orada Olmayan Adam, 2001 – IMDB 7,6) :

Ed Crane
Sadece bir kaç kelime ile konuşan ve bazen sadece başını sallayan, düztaban berber Ed Crane’in yavaş hareket etmesi ve belki de kafasının yavaş çalışması bu filmin birçok kuvvetli yönünden sadece biri. Ed kendini bir cinayet planı, şantaj skandalı, hatta uzaylıların işin içinde olduğu olaylar arasında bulacaktır. Ed Crane rolünde Billy Bob Thornton çarpıcı bir oyunculuk sunmakta.

8. Loren Visser ( Blood Simple /Kansız, 1984 – IMDB 7,7) :

Loren Visser
M.Emmet Walsh’in oynadığı Loren Visser, ahlaksız, pespaye bir dedektiftir. Kardeşlerin bu ilk çıkış filminde, Visser sona doğru banyoda kan kaybederken bir korku filmindeki kurban ile çizgi film karakteri arasında gidip gelmektedir. Bu, daha sonraki Coen Kardeşler filmlerinde çokça yer verilen ikilemlerden biri haline gelmiştir.

7. Barton ( Barton Fink, 1991 – IMDB 7,7) :

Barton
Solcu oyun yazarı Clifford Odets’in karikatürü olan Barton, filmde şöyle demektedir: Ben bir yazarım sizi canavarlar! Yaratırım! Hayatımı yaratarak kazanırım! Coen kardeşler her zaman kendilerini Holywood sisteminin dışında varsaymaktaydı. Barton’ı usta aktör John Torturro canlandırmaktadır.

6. Mattie Ross (True Grit / İz Peşinde, 2010 – IMDB 7,7):

Mattie Ross
1969 tarihli orijinal filmi bilenler, Mattie’yi canlandıran Kim Darby’nin kısa saçlı Western kahramanı tiplemesinin kocaman gözlerini ve aşırı kendine güvenini hatırlar. Coen kardeşler Charles Portis’in romanını ikinci kez beyaz perdeye uyarlamaya karar verdiğinde A sınıfı bir yıldız ya da sürekli çalıştıkları oyunculardan birini değil de o zamanlar 13 yaşında olan Hailee Steinfeld’i seçmişlerdi. İlk filmdekinden bile daha karizmatik hale gelen bu rolde, Steinfeld sanki karakterin kendisi haline gelmiş, içindeki çetin ceviz kızı yansıtırken yine de kırılgan olabilmeyi başarmıştır. Nitekim bu performans O’na Oscar adaylığı getirmişti.

5. Leo (Miller’s Crossing / Miller Kavşağı, 1990 – IMDB 7,9:

Leo
Büyük İngiliz aktör Albert Finney, daha önce Tom Jones, Büyük Balık gibi filmlerde yer almıştı ama Miller Kavşağı’ndaki öldürülemez suç baronu Leo rolüde, ağzından düşürmediği purosu ve yatağının başucunda duran silahı ile eski zaman mafya babalarının bir temsilcisi olarak hafızalarda yer almıştır.

4. Anton Chigurh (No Country for Old Men / İhtiyarlara Yer Yok, 2007 – IMDB 8,1) :

Anton Chigurh
Daha gerçekçi, daha heyecanlandırıcı ve çok yönlü karakterler yaratmış olabilirler ama Coen kardeşler, Anton kadar hafızalarda yer eden birini beyazperdeye getirmedi. Sosyopat kiralık katil tipi, Javier Bardem’in elinde bütünüyle gerçeklik kazandı. Okul çocuğu gibi kesilmiş saçları ile gizli şeytaniliği gizleyen Anton, karşısına çıkan her şanssıza en iyi ihtimalle yüzde 50 yaşama şansı tanıyordu. Ama O’nu sinema tarihinin en korkunç seri katillerinden bir haline getiren şey, öldürdüğü bütün insanlar için gösterdiği kayıtsızlıktı. O sadece bozuk para ile yazı tura atandır. Anton adeta ölümün vücut bulmuş halidir.

3. Marge Gunderson (Fargo, 1996 – IMDB 8,2) :

Marge Gunderson
Yönetmen olmalarının yanı sıra, Coen kardeşler yazar olarak da karakter detaylandırmakta oldukça usta olduklarından, filmlerinde kullandıkları küçük bazı ipuçları karakterin derinlikleri hakkında önemli bilgiler verebilmektedir. Bazen de karakterleri bölgesel karikatürlere dönmekle suçlandılar ama Fargo, bu eleştirileri tamamen bertaraf etmişti. Minnesotalıların harfleri uzatarak konuşmaları ile eğlendilerse de Marge Gunderson yarattıkları en insani, dürüst ve en sevilen ana karakterlerin başında gelmektedir. Sıradan bir kasabada yaşayan sıradan bir polis memurudur. Bebek beklemektedir. Bu tip bir rol, Frances McDormand’a daha önce rastlanmamış bir karakter canlandırma fırsatı vermişti. Marge, filmlerde görmeye alıştığımız sert kahraman tiplerinin tersiydi. Mutlu bir evliliği vardı, hamileydi ve sıradan bir polis memuruydu. Fargo’daki aldatma, cinayet ve kötü kocaların yanında Marge aklıselimin bir abidesiydi. Nitekim aktris bu rolle Oscar almıştı.

2. The Dude (The Big Lebowski / Büyük Lebowski, 1998 – IMDB 8,2) :

The Dude
Jeff Bridges’in canlandırdığı Dude, Coen kardeşlerin filmografisini bir yana bırakın, modern film tarihindeki en ikonik karakterlerden biridir. Hiç bir şeye karşı olmayan, pasifist, hippi yaşam tarzını benimsemiş, gereksiz yere dram yaratacak son kişi olarak tamamen eşsiz bir kişiliktir. Süper bowling oynayan, Creedence Clearwater Revival grubunun büyük bir fanı olan Dude, adeta modern bir Zen filozofu tiplemesi ile milyonlarca izleyicinin kalbini kazanmıştır.

1. Walter Sobchak (The Big Lebowski / Büyük Lebowski, 1998 – IMDB 8,2) :

Walter Sobchak
Walter’i canlandıran John Goodman, Frances McDormand ve George Clooney’nin ardından Coenlerle en sıkı bağlara sahip oyuncudur. Beş filmde yer almıştır. Fakat en hatırda kalan, belki de en iyi performansını gösterdiği film The Big Lebowski olmuştur. Walter, Dude’un kendisinden bile sahne çalmaktadır. Karakter, kısmen film yapımcısı John Milius’un hayatına dayanmaktadır. Kargo şortu, sarı renkli güneş gözlükleri, hiç inandırıcı olmayan yüzeysel kibarlığı ve asabiyeti ile unutulmaz bir tiplemedir.

The Walking Dead Dizisi ve Çizgi Romanı Karşılaştırması

Bilindiği üzere yahut bilmiyorsunuz yeni öğreneceksiniz The Walking Dead Dizisi çizgi romandan televizyona uyarlanan bir dizidir.6 sezondur devam eden ve milyonlarca hayrana sahip dizinin karakterlerinin çizgi roman hallerini sizin için derledik. Son 100 yılın en iyi zombi dizisi olarak adlandırılan dizideki makyajlar ve çizgi romandaki karakterlere benzerlik de (bizce tabi) dizi ekibinin iyi iş çıkarmasının bir göstergesi gibi. Robert Kirkman, Tony Moore ve Charlie Adlard ‘ın aynı isimli çizgi romanından AMC kanalı için  hazırlanan yapım eleştirmenlerden de tam not almıştır. The Walking Dead dizisinin tanıtımına da bakabileceğinizi hatırlatır ve The Walking Dead Dizisi ve Çizgi Romanı isimli listemize YORUM ve EMOJİLER ile de tepki verebileceğinizi belirtmek isteriz.Sıralama rastgele yapılmış olup görseller buradan temin edilmiştir.

 

The Walking Dead Dizisi Karakterleri & Çizgi Romanı Görünümleri

 

Rick Grimes

Rick Grimes

Dale Horvath

Dale Horvath

Denise

Denise

Michonne

Michonne

Eugene Porter

Eugene Porter

Maggie Greene

Maggie Greene

Heath

Heath

Abraham Ford

Abraham Ford

Glenn

Glenn

Jesus

Jesus

Rosita Espinosa

Rosita Espinosa

Tyreese

Tyreese

Carl Grimes

Carl Grimes

Morgan Jones

Morgan Jones

Negan

Negan

Sophia Peletier

Sophia Peletier

Lori Grimes

Lori Grimes

Shane Walsh

Shane Walsh

Vali

Vali

Andrea

Andrea

Axel

Axel

Hershel Greene

Hershel Greene

Mika / Billy

Mika - Billy

Lizzie / Ben

Lizzie

Jessie Anderson

Jessie Anderson

The Walking Dead Dizisi Karakterleri & Çizgi Romanı Görünümleri benziyor mu? benzemiyor mu? E Hadi YORUM yap..

 

Leon: The Professional – Sevginin Gücü Filmi Karakterleri

Leon: The Professional – Sevginin Gücü Filmi konusu, oyuncuları, karakterleri ve filmde geçen repliklere yer verilen yazımıza YORUM yapabilirsiniz. Luc Besson tarafından yazılan ve yönetilen 1994 yapımlı Fransız filmi; bir mafya tetikçisi ile tetikçinin; ailesi mafya tarafından öldürülmüş olan 12 yaşındaki kız çocuğunu himayesine almasını ve aralarındaki sevgiyi anlatır. Filme 16 milyon dolar bütçe ayrılmış ve 45 milyon dolar hasılat elde edilmiştir. İMDb sitesinden 8,6 puan alan Leon: The Professional (Sevginin Gücü) filmi, kendi alanında en iyi filmler arasında gösterilmektedir. En beğenilen filmler sıralamasında ise 27. sırada yer almaktadır. Film boyunca olaylar 5 ana karakter; Leon, Mathilda, Stansfield, Malky ve Tony etrafında dönmektedir.

leon filmi

Leon – Sevginin Gücü Filmi Karakterleri:

 

5. Malky Karakteri – Peter Appel

Malky Karakteri - Peter Appel
Malky, Stansfield’in yardımcısıdır ve her işin sonunda eli kirlenen kişi olur. Aldığı emirler her ne kadar acımasız olsa da eksiksiz yerine getiren Malky, yine de sağduyuyu elden bırakmaz. Çoğu kez Stansfield’in hastalıklı ve egoist ruh halini yatıştırır. Mathilda’nın ailesinin kurşuna dizdikleri baskında, vicdanının bir köşesinde yatan iyi adamı ortaya çıkarır ve 4 yaşındaki bir çocuğu neden öldürdüklerinin hesabını sorar. Stansfield o sırada üstünün kirlenmesine sinirlendiği için bir sarjör dolusu mermiyi Mathilda’nın babasının cesedine boşaltmaktadır.

4. Tony – Danny Aiello

Tony - Danny Aiello
Filmde Leon’un işlerini ayarlayan Tony, aynı zamanda Leon’un en güvendiği insandır. İhtiyar Tony lakabıyla anılan eski bir mafyadır ve “Kimse ihtiyar Tony’i soyamaz!” sözü ile akıllara kazınmıştır. Leon’un parasını onun için tutar ve filmin son sahnelerinde Mathilda’yla girdiği diyalog izleyenler üzerinde iz bırakmıştır.

3. Stansfield – Gary Oldman

Stansfield
Kirli işlere bulaşmış bir polis olarak karşımıza çıkan Stansfield, Mathilda’nın babasına kendisine teslim edilen malın eksik çıktığını söyler ve bir ölüm vakti belirtir: “Yarın.. Öğlen…”. Ertesi gün yeniden gelir ve malın teslim edilmediğini öğrenir. Bunun üzerine çok sinirlenen Stansfield, o sırada markette her şeyden habersiz süt alan Mathilda haricinde tüm aileyi kurşuna dizer. Genellikle etrafıyla ilgilenmeyen, müzik dinlerken verdiği emirlerin uygulanmasını bekleyen; acımasız bir sosyopat olan Stansfield, büyük bir hata yapmıştır.

2. Leon – Jean Rêno

Leon - Jean Rêno
Leon, New York şehrinde yaşayan, işini yaparken karşısına çıkan insanları ustalıkla öldüren bir tetikçidir. Patronu Tommy’nin verdiği görevleri, kendisine koyduğu kurallardan sapmadan ve profesyonelce yapmaktadır. Her gün süt içmeyi ihmal etmeyen, büyük bir özenle baktığı bitkisini sürekli yanında taşıyan ve daima tetikte olmak için sadece oturarak uyuyan Leon’un düzenli ve çocuksu hayatı bir gün tamamen değişecektir. Kendisi için sıradan bir günde kapısını çalan ve ondan yardım isteyen küçük kız Mathilda ile tanışır. Bir süre sonra kendisine hiç yaşamadığı hisleri yaşatan ve onu bambaşka bir dünyaya sürükleyen bu küçük kıza karşı, o güne kadar kimseye duymadığı bir yakınlık duyacaktır.

1. Mathilda – Natalie Portman

Mathilda - Natalie Portman

Mathilda, babası uyuşturucu ticaretinde elini yüzüne bulaştırdığı için tüm ailesi öldürülen 12 yaşında bir kız çocuğudur. Filmde Leon’a sorduğu “Hayat her zaman zor mudur? Yoksa sadece çocuklar için mi öyledir?” sorusu izleyicilerin aklına kazınmıştır. Hayatta ve ailesinde gerçekten değer verdiği tek şey olan küçük kardeşinin, ailesiyle birlikte öldürüldüğünü öğrendiğinde ellerinde marketten aldığı sütü Leon’a götürmektedir. Leon’un himayesine giren Mathilda, bir tetikçi olduğunu öğrendikten sonra Leon’a kardeşinin intikamını almak için bir anlaşma teklif eder. Leon’un istediği her şeyi yapma karşılığında tetikçiliği öğrenmek istemektedir. Büyük bir yıkımla tanıdığı Leon’a karşı hisleri zamanla büyük bir sevgiye dönüşecektir.

 

 

Leon: The Professional – Sevginin Gücü Filmi Replikleri:

#7.

Asla yüze ateş etme. Hedefi teşhis edemezlerse ödemede yapmazlar.Replik

#6.

İntikam iyi bir şey değil Mathilda, İnan. Unutmak daha iyi.

#5.

İyi uyudun mu

#4.

Ağlayınca geçmiyor, anlıyormusun

#3.

Uyku umrumda değil Leon, ben aşk istiyorum ya da ölüm.

#2.

Hayat her zaman mı bu kadar zor, yoksa sadece çocukken mi

#1.

Leon, sanırım bir şekilde sana aşık oluyorum.replik

Leon: The Professional – Sevginin Gücü Filmi  Fragmanı:

 

 

Film ve Dizilerdeki En Dikkat Çeken Hayvan Karakterleri

Dizi ve filmlerdeki unutulmaz hayvan dostlarımızdan oluşan bir liste hazırlamak istedik.Bir çok hayvan karakter dizi ve filmlerde izleyici tarafından sevilerek izlenmiştir.Listemizi film ve dizilerde yer alan 10 hayvan film/dizisi ve 2 bonus ile sınırlandırdık.Aslında listemiz çok uzuyordu.Sizlerde izlediğiniz film ve dizilerdeki sevdiğiniz hayvan karakteri YORUM kısmını kullanarak bizler ile paylaşabilirsiniz.Listemizde; köpek ve kediler çoğunlukta olmak üzere ayı, balina ve yunus gibi hayvanlarda bulunmaktadır.
Hayvanlar binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşıyor, onlara dostluk ediyor. Elbette sanat da hayvan dostlara kayıtsız kalmamış; fotoğraftan resme, şarkılardan filmlere birçok sanat eserinde, çalışmasında hayvanlar kullanılmış. Bu yazıda 10 unutulmaz film kahramanı hayvanı anıyoruz.

 

Film ve Dizilerdeki En Dikkat Çeken Hayvan Karakterleri

 

10. Frasier – 1993/2004 – IMDb:8,0 – Eddie

Frasier eddie
Her ne kadar film kahramanı değilse de bir dizi kahramanı olarak çok ünlü olan Fraiser’in babasının köpeği Eddie de listemize son sıradan da olsa girmeyi hak ediyor. Birçok kere Emmie ödülü alan dizinin ana kahramanlarından biri olan Eddie’siz Fraiser kesinlikle bu kadar sevilmezdi.

 

9. As Good as It Gets – Benden Bu Kadar – 1997 – IMDb:7,7 – Verdell

As Good as It Gets Verdell
Jack Nicholson’un Oscar aldığı Benden Bu Kadar Filmindeki brussel griffon cinsi sevimli, küçük köpek. Gay komşusunun saldırıya uğramasıyla Verdell’a gönülsüz olarak bakmak zorunda kalan Jack Nicholson filmdeki adıyla Melvin hayatının dostluğunu bu minikle kuracağından habersizdir. Çok takıntılı bir adam olan Melvin yolda kaldırım çizgilerine basmadan yürür ve Verdell’in de onunla birlikte çizgilere basmadan yürüdüğü sahne belki de bu filmi Oscar’a götüren en önemli parçalardan biridir.

 

8. Flipper – 1996 – IMDb:5,2 – Flipper

Flipper
Yunus Flipper olmadan bu liste kesinlikle eksik kalırdı. Yüksek zekâları, sevimli görünümleri ve oyunculuklarıyla yunuslar insanoğlunu adeta büyüleyen hayvanlardan biri. Flipper da önce dizi olarak başlayıp sonra beyaz perdeye uyarlanmıştır. Ve bu filmde oynayan yunusun yeteneği tek kelimeyle inanılmazdır!

 

7. Hachiko: A Dog’s Story – Hachi: Bir Köpeğin Hikayesi – 2009 – IMDb:8,2 – Haçiko

Hachiko A Dog's Story
Sadakati ile sadece Japonların değil tüm dünyanın sevgisini ve hayranlığını kazanmış bir köpek olan Akita cinsi Haçiko’nun hüzünlü öyküsünü anlatan bu film de unutulmazlar arasında. Haçiko rolünü oynayan köpeğin muhteşem rol yapması da bu kahramanın listemizde mutlaka yer almasını gerektiriyordu.

 

6. Hanım – 1989 – IMDb:7,2 – Hanım

Hanım kedi
Türk sinemasının en hüzünlü filmlerinden birinin başkahramanı yaşlı sahibiyle birlikte yaşayan kedi Hanım’dır. Hasta olan sahibinin ölmeden önce Hanım’ı bırakacak yer arayışları, umutsuzlukları, benden sonra ona ne olacak korkuları bu filmi bir kez izleyenin bir daha unutamayacağı kadar içe işler. Yıldız Kenter’in dokunaklı oyunculuğu ve beyaz kedicik Hanım’ın güzelliği ile bu film tek kelimeyle muhteşemdir.

 

5. Free Willy – Özgür Willy – 1993 – IMDb:5,8 – Willy

Free Willy (1)
Bir su parkında hapis yaşayan Orka yani katil balina Willy’nin hüzünlü öyküsü. Ancak Willy küçük bir çocuk olan Jesse ile tanışınca kötü kaderi değişir ve filmin sonunda Willy’nin özgürlüğe yüzüşü de sinemanın unutulmaz sahnelerinden biridir.

 

4. Beethoven – Afacan Köpek Beethoven – 1992 – IMDb:5,5 – Beethoven

Beethoven
Dünyadaki en iri köpek türlerinden birine mensup olan Saint Bernard cinsi yaramaz köpek Beethoven’in ve ona bakan ailenin sevimli, komik maceralarını kim unutabilir ki! Evet, harika bir Saint Bernard olan Beethoven de listemizin en tatlı üyelerinden biri olmayı hak ediyor.

 

3. The Mask – Maske – 1994 – IMDb:6,9 – Milo

The Mask Milo
Başrolünde Jim Carrey’in oynadığı Maske film serisindeki köpek Milo da en az Carrey kadar başarılı oyunculuğuyla unutulmazlar arasında olmayı fazlasıyla hak ediyor. Jack Russel Terrier cinsi Milo sevimli hareketleri ve zekâsıyla film tarihinin en sevilen hayvan kahramanlarından biri.

 

2. L’ours – Ayı – 1988 – IMDb:7,7 Yavru Ayı Youk

L'ours - Ayı
İzleyen herkesi istisnasız gözyaşlarına boğan Ayı filmi sinema tarihinin unutulmazları arasına girmiş, filmde hayatta kalmak için verdiği mücadele anlatılan yavru ayı da filmin en unutulmaz unsuru olarak kalplere kazınmıştır. Film beraberinde filmde oynatılan ayılara nasıl davranıldığı tartışmalarını da getirmiş ve ne yazık ki yavru ayı ve annesi bir süre sonra bakıcıları tarafından öldürülerek hayvan severlerin asla unutamayacağı bir acı olarak tarihe kazınmıştır.

 

1. Lassie Dizi – 1954/1974 – IMDb:6,6 – Lassie

Lassie
İlk olarak 1954 yılında Amerika’da bir diz olarak yayınlanmaya başlayan Lassie’nin başkahramanı collie cinsi bir köpekti. Bu dizi ve Lassie o kadar sevildi ki sonra birçok filmi de çekildi. İlk yayınlandığı günden bu zamana geçen 61 senede popülerliğinden hiçbir şey kaybetmeyen collie Lassie doğal olarak listemizin ilk sırasında yer alıyor.

 

Bonus 1: Tarkan Filmi Serisi – 1969/1973 – Can Kurt

can kurt - tarkan
Tarkan çizgi romanından sinemaya uyarlanan Tarkan filmindeki Can kurt karakteri ve Tarkan’ın (Kartal Tibet) atıl kurt repliğini hatırlamayan yoktur sanırım.

 

Bonus2: Çarli İş Başında Dizisi – Çarli

çarli
Star Tv ekranlarında 2 sezon 21 bölümle final yapan bu kısa dizideki Çarli karakterini hatırlamayanımız yoktur sanırım.Ardından Çarli İş Başında dizisi ile devam eden dizideki maymun karakteri izleyici tarafından çok sevilmiştir.

Film ve Dizilerdeki En Dikkat Çeken Hayvan Karakterleri Listemize YORUM yaprak sizlerde film ve dizilerde rol almış favori hayvan karakterlerinizi paylaşabilirsiniz.