Tüm Yönleri İle 25 Marvel Karakteri | Liste Film

Tüm Yönleri İle 25 Marvel Karakteri

1939 yılında “Timely Comics” adıyla kurulan Marvel, kurulduğu yıldan itibaren en büyük rakibi DC ile birlikte çizgi roman tarihine yön vermiş, yüzlerce özgün karakteri çizgi roman dünyasına kazandırmıştır.

Bu listede, Marvel Sinematik Evreni’nden bazı karakterler mevcut olsa da genel olarak herkesin bildiği, oldukça popüler simalardan uzak durulmuştur. Hemen her yerde sayfalarca bilgi bulunabilen Marvel karakterleri ve özellikleri yerine şirketin kuruluşundan günümüze mihenk taşı sayılabilecek, bir şekilde diğer serilerden ayrılma özelliği taşıyan ya da tanınmasına rağmen çizgi roman karakteri olduğu bilinmeyen isimler seçilmeye çalışılmıştır.

Sıralama 25’ten geriye doğru gitse de bu sıralama popülerlik bazında bir önem taşımıyor. Yani en tepedeki en az, ilk sıradaki en popüler diye bir kaide yok. Sözü fazla uzatmadan sizi, Marvel karakterleri ve isimlerini sıraladığımız “popüler olmayan popülerler” listemizle başbaşa bırakıyoruz.

25. Captain Marvel/Ms. Marvel – (Mar-vell, Monica Rambeau, Genis-Vell, Phyla-Vell, Khn’nr, Noh-Varr, Carol Danvers)

msmarvel

Çizgi romanların altın çağının bir diğer yayıncısı olan Fawcett Comics tarafından yaratılan Captain Marvel, Superman’e çok benzediği gerekçesiyle DC tarafından dava edilir. DC’nin kazanmasıyla sonuçlanan davanın ardından Fawcett Comics, Captain Marvel’ın yayınını durdurmak zorunda kalır.

60’lı yılların sonlarına doğru Marvel Comics Captain Marvel’ın yayın haklarına sahip olur ve karakterin özelliklerini biraz değiştirerek bu seriyi yayınlamaya başlar.

Stan Lee ve Gene Colan tarafından yaratılan ilk Captain Marvel, Kree İmparatorluk Ordusu’nda subay rütbesinde bir uzaylı olarak resmedilir. Mar-vell adlı bu uzaylı, gözlemleyip rapor hazırlaması için Dünya’ya gönderilir. Üstlerinin verdiği gezegenin yok edilmesi emrine karşı gelen Captain Marvel, Kree Ordusu tarafından hain ilan edilir ve o zamandan itibaren Dünya’yı tüm uzaylı tehditlerine karşı korumaya başlar.

Marvel tarafından ilk kez yayınlandığı 1967 senesinden itibaren sırayla, Monica Rambeau, Genis-Vell, Phyla-Vell, Khn’nr, Noh-Varr kimlikleriyle gördüğümüz Captain Marvel son olarak 2102 yılında Carol Danvers tarafından üstlenilir ve karakter Ms. Marvel olur.

Ms. Marvel, Fantastik Dörtlü’den Yenilmezler’e pek çok farklı seriye konuk olsa da ana macerası kendi adını taşıyan seride devam etmektedir.

24. J. Jonah Jameson

jameson

Listemizin süper kahraman olmayan tek kahramanı J. Jonah Jameson, Daily Bugle gazetesinin sahibi, fotoğrafçı Peter Parker’ın acımasız işverenidir. İlk kez Amazing Spider Man’in ilk sayısında 1963 yılında okuyucuyla buluşan J. Jonah Jameson’ın karakter yapısı, seneler içerisinde farklı yazarlar tarafından değişik şekillerde kaleme alınsa da, kafa derisini yırtıp fırlamış gibi görünen dimdik saçı, Hitler bıyığı ve ağzından düşürmediği purosuyla görselliğini her daim korumuştur.

Yaratıldığı ilk yıllarda, çalışanlarını zerre önemsemeyen, tamamen kıskançlık sebebiyle Spider-Man’e karşı bir kampanya başlatan ve yayınlarında onu suçlayıp kötüleyen Jameson, seneler içerisinde biraz daha yumuşatılmış, sert görünümünün altında çalışanlarına değer veren bir yapıya bürünmüştür. Spider-Man’e karşı olan takıntısı sürse de bu seferki kampanyanın sebebi kıskançlık değil, gençlerin onu örnek alarak yapacakları şeylerin neticesinde doğacak kötü sonuçların önüne geçebilmektir.

Sam Raimi’nin yönettiği Spider-Man serisinde Oscar ödüllü oyuncu J.K. Simmons’ın hayat verdiği J. Jonah Jameson karakteri, hiçbir özel gücü bulunmamamasına, hatta bir süper kahraman bile olmamasına rağmen yaratıldığı günden beri Marvel evreninin önemli bir parçası olmuş ve okuyucuların favorilerinden biri haline gelmiştir.

23. Mysterio (Quentin Beck, Daniel Berkhar, Francis Klum)

mysterio

IGN’in hazırladığı “Tüm Zamanların En İyi Çizgi Roman Kötüleri” listesinde kendine 85. sırada yer bulan Mysterio, Spider-Man’in en eski düşmanlarından biridir. İlk kez 1964 yılında Amazing Spider Man’in 13. sayısında gördüğümüz Mysterio’nun asıl adı Quentin Beck’tir.

Bir film şirketinde görsel efekt uzmanı ve dublör olarak çalışan Beck’in tek hayali bir Hollywood yıldızı olmaktadır. Oyunculuk denemeleri başarısızlıkla sonuçlanan ve bu hayalini gerçekleştiremeyeceğini anlayan Quentin Beck, görsel efekt yaratmadaki ustalığı ve şaşırtıcı illüzyonlarıyla adını bambaşka bir şekilde duyurmaya karar verir ve bir süper kötü olur.

Spider-Man’le sayısız kez karşılaşıp yenilmesinin ardından hapse atılan Quentin Beck’in yerine Mysterio kostümünü sırasıyla, Daniel Berkhar, Francis Klum ve asıl adı bilinmeyen asıl adı bilinmeyen bir Afro-Amerikalı giyer ancak kostümü son giyen kişinin Spider-Man evrenindeki ömrü hayli kısa olur.

Spider-Man’de yüzünün eskidiğine karar veren editörler tıpkı Electro gibi Mysterio’da Marvel evreninin bir diğer karakteri olan Daredevil’ın dünyasına geçirip onu kızıl şeytanın bir düşmanı haline getirirler.

22. Onslaught (Charles Xavier)

onslaught

Listedeki bir diğer kötü karakter rolan Onslaught, yaradılış hikayesi olarak Marvel’ın en ilginç öykülerinden biridir. Onslaught, 1996 yılında başlayan X-Men Vol.2’nin 53. sayısında yer alan hikayede hayat bulur. Xavier’ın da yer aldığı ve X-Men ile Magneto’nun adamları arasında gerçekleşen bir savaşta Xavier, Magneto’nun zihnine girerek onu savaşta etkisiz hale getirmeye çalışır. Bu zihinsel temas sırasında, Magneto’nun zihnindeki öfke, ıstırap ve intikam duygusu Xavier’ın bilincine sıçrar.

Önceleri bu durumun farkına varmayan Xavier, Legacy adlı mutantların soyunu kurutmak için yaratılan virüsün, yüzlerce mutantın ölümüne sebep olmasıyla içinde dizginleyemediği bir karanlığın büyümekte olduğunu keşfeder. Bu üzücü olaylara Bir de Sabretooth’u rehabilite etmedeki başarısızlığı eklenince Xavier’ın ruhundaki saklı kötülük, Magneto’nun karanlık bilinciyle birleşir ve Onslaught adlı varlık Profesör X’in bedeninde hayat bulur.

Yaşamını sürdürebilmek için Xavier’ı kendi zihninde hapseden Onslaught, kimliğini gizleyerek X-Men’e insanlığın sonunu getirmeleri için emir verir ancak ekip bunu reddeder. Asıl varlığını ekibe gösterip oradan kaçan Onslaught, daha sonra dünyayı insanlardan arındırmak için kurduğu planları hayata geçirir.

Onslaught o kadar güçlüdür ki X-Men ekibi onu alt edebilmek için Fantastik Dörtlü ve Yenilmezler’den yardım ister. Bu mücadelede Yenilmezler, Fantastik Dörtlü ve bir grup X-Men üyesi yaşamını yitirse de Onslaught durdurulur ve Xavier kurtarılır. Ancak Profesör X, zihninin bir köşesinde Onslaught’un karanlık varlığını her daim hisseder.

21. Blackheart

blackheart

Cehennemin efendisi Mephisto’nun saf kötülüğü manipule ederek yarattığı Blackheart 1989 yılında Daredevil’ın 270. sayısında okuyucuyla buluşur. Babasının öğretilerinin ardından Blackheart, Daredevil ve Spider-Man’i cehenneme çekip yoldan çıkarmaya ve karanlık tarafa çekmeye çalışır. Blackheart bu girişiminde başarısız olduktan sonra insanoğlunun özgür iradesine hayran olur.

Oğlundaki bu değişikliği fark eden Mephisto, Blackheart’ı cehennemden sürgün eder ve dünyaya gönderir. Eğer Blackheart güçlerini dünyada bir kez bile kullanırsa aklını yitirecektir. Babasını alt etmek ve cehennemin efendisi olmak için Ghost Rider, Punisher ve Wolverine’den yardım isteyen Blackheart, üç kahramanın da arkadaşı olan küçük bir kızı cehenneme kaçırır ve onu takip etmelerini sağlayarak bir tuzağa çeker. Ancak güçlerini kullanmasıyla birlikte babasının onu uyardığı gibi aklını yitirir ve üçlü onu yenerek küçük kızı kurtarırlar.

Sonrasında cehennemi ele geçirme niyetinden vazgeçmeyen Blackheart, bunun için Ghost Rider’dan yardım ister ancak Ghost Rider ona ihanet eder ve Blackheart’ın sahip olduğu cehennemin yeni efendisi olur.

Cehennemle ilgili planlarının gerçekleşmeyeceğini anlayan Blackheart şekil değiştirerek insan formuna girer ve bu kez Las Vegas’a giderek cehennemi yer yüzüne getirmeye karar verir. Cehennemin belli bir bölümünü transfer etmeyi başaran Blackheart burada Ghost Rider, Red Hulk ve X-23 tarafından durdurulur.

Enerjiyi istediği gibi şekillendirebilme, gerçekliği bükebilme, kendisi ve düşmanlarını kendi yarattığı “Karanlık Boyut” transfer edebilme gibi özellikleriyle Marvel evreninin en güçlü kötülerinden biri olan Blackheart, kahramanlar tarafından durdurulsa da sonrasında şeytana tapan bir grup satanistin eylemleri sonucunda Deccal formunda tekrar dünyaya gelir.

20. Ant-Man (Hank Pym, Scott Lang ve Eric O’Grady)

antman

İlk kez 1967 yılında “Tales To Astonish” hikayesinin 27. Sayısında boy gösteren Ant-Man, ortaya çıktığı günden itibaren Marvel okuyucularının sevdiği bir karakter olur. Yayınlandığı tarih boyunca üç farklı kişi tarafından giyilen Ant-man kostümünü ilk sırtına geçiren, Pym Partiküllerinin ve dolayısıyla kostümün de mucidi Hank Pym olur. Yarattığı, kişinin boyut değiştirmesine olanak sağlayan kimyasal bir bileşen sayesinde Pym, bu büyük (ya da bakış açısına göre küçük) gücü iyilik için kullanmaya karar verir. Bu durum, karısı ve maceralarındaki en büyük yardımcısı “Wasp” (Yabanarısı) Janet’in “Gizli İstila” serisinde hayatını kaybetmesine kadar devam eder. Pym, bu olaydan sonra kostümünü asar ve inzivaya çekilir.

Pym’den sonraki Ant-man ise, kostümü çalarak kızının kalp hastalığına bir çare bulmaya çalışan pervasız hırsız Scott Lang’dir. Pym’in de cesaretlendirmesiyle bir hırsızdan süper kahramana dönüşen Lang, kısa süre sonra Yenilmezler (The Avengers) ekibinin bir üyesi olur. Başına gelen talihsizliklerin ardından o da kostümü devreder.

Son olarak kostümün sahibi Eric O’Grady adlı, yalancı, düzenbaz ve bencil S.H.I.E.L.D. ajanıdır. O’Grady, kostümü tamamen tesadüf eseri S.H.I.E.L.D karargahında bulur ve bu büyük icadı kadınları tavlamak için kullanmaya karar verir. Süper kahraman mantalitesinden çok uzak olan O’Grady, başına gelen olaylar neticesinde iyi birine dönüşür ve önce kısa süreyle Yenilmezler’e ardından Thunderbolts ekibine katılır.

19. Gambit (Remy Etienne LeBeau)

gambit

Kırmızı gözlü çapkın Remy Etienne LeBeau, 1990 yılında “Uncanny X-Men” serisinin 14. sayısında ilk göz göründüğünde kimse bu akrobatik mutantın kendine ait bir serisi olacağını düşünmez. Ancak pek çok çizgi roman karakterinin aksine kadınlara çok rahat yaklaşabilmesi, sevimli ukalalığı ve pervasızlığıyla kısa süre içerisinde X-Men ekibinin en sevilen üyelerinden biri olur.

Saf kintetik enerjiyi istediği gibi kontrol edebilen ve bunu cansız objelere aktarabilen Gambit, X-Men’in bir parçası olmadan önce Hırsızlar Loncası için çalışmaktadır. Gambit, bir süre sonra buradan ayrılıp Lonca’ya izini kaybettirmeye çalışır. Ekibe katılmasının ardından, geçmişindeki bu karanlık sebebiyle X-Men, ona güvenmekte zorlanır. Ayrıca dövüş sırasında da emirlere itaatsizliği, kendi bildiğini okuması da diğer üyelerin hayatını tehlikeye atmaktadır. X-Men serisinin kötülerinden Sinister ile olan bağı da ortaya çıkınca grup ikiye ayrılır. Bir kısmı Gambit’e güvenini tamamen yitirirken diğerleri onun geçmişin yükü ve hatalarından arınmak isteyen biri olduğuna inanır. Ancak karanlık günlerde Sinister için yapmış olduğu korkunç şeyler açığa çıkınca X-Men’den atılır ve bir başına bırakılır.

Apocalypse’in X-Men ekibini yok etmek için kurduğu planı öğrenince bunu engellemek maksadıyla Apocalypse’ten tarafmış gibi görünür ve onu Mahşerin Dört Atlısı’ndan biri olan “Ölüm”e çevirmesine izin verir. Dönüşümün ardından iradesini kaybeden Gambit, ekibi yok etmek için Xavier Malikanesi’ne gittiğinde tam Rogue’u öldürmek üzereyken aşkı ağır basar ve tereddüt eder. Pulse, Gambit’in Rogue’u öldürmesine engel olur ve Profesör X’in yardımıyla onu “Ölüm” formundan arındırıp eski haline döndürürler.

18. Ghost Rider (Johnny Blaze, Danny Ketch, Alejandra Jones ve Robbie Reyes)

ghostrider

Her ne kadar Nicholas Cage ülkemizde sevilen bir aktör olsa da, çekilen rezil filmleri bir kenara bırakılırsa Ghost Rider, Marvel’ın en uzun soluklu ve en sevilen karakterlerinden birisidir. İlk kez “Marvel Spotlight” adlı serinin 5. Sayısında arz-ı endam eden kahramanımız, zaman içerisinde dört kez kimlik değiştirmiştir.

İlk Ghost Rider, Johnny Blaze adlı bir motosiklet dublörüdür. Babasını kurtarması için Şeytan’la anlaşma yapan Blaze, ruhunu Şeytan’a satar. Ancak kısa bir süre içerisinde kandırıldığını fark eden Blaze, Şeytan’ın onu kişisel ölüm meleği haline getirdiğini fark eder. Gece çöktüğünde Blaze’in eti cehennem alevleri tarafından tüketilir ve onu kafatası alevler içerisindeki bir zebaniye çevirir. Ancak Blaze’in cebindeki numaralar da tükenmemiştir.

Şeytan’ın kuklası olmak yerine gücünü masumları korumak için kullanmaya karar veren Blaze, Şeytan’la olan anlaşmasını bozar. Artık o, geceleri masumları inciten tüm kötülüklerin karşısında duran, kötülüğü cehennem alevleri ve “gazap bakışı”yla arındıran bir kahramandır. Bu durumdan son derece rahatsız olan Şeytan, Ghost Rider’ı durdurması için sayısız yaltakçısını gönderse de Blaze zekası ve güçleri sayesinde hepsini alt etmeyi başarır.

Johnny Blaze’den sonra gelen diğer cehennem melekleri, Danny Ketch, Alejandra Jones ve Robbie Reyes kostüm ve motosiklet bazında bazı farklı görsel eklentilere sahip olsalar da temelde hepsinin güçleri aynıdır.

17. Black Panther (T’Challa)

blackpanther

Marvel Sinematik Evreni’nde, “Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı” filminde yer alan Black Panther’ın çizgi romanlardaki varlığı çok daha eskiye dayanır. İlk kez 1966 yılında Fantastic Four serisinin 52. sayısında görülen T’Challa, nam-ı diğer Black Panther, kurgusal Afrika ülkesi Wakanda’nın koruyucusu ve kralıdır.

T’Challa, Black Panther olabilmek için kabilesinin bir dizi imtihanından geçmiştir. Bu imtihanları tamamladıktan sonra kalp şeklindeki bir bitkiyi yiyerek kabilenin Panter tanrısıyla arasında bir bağ oluşması sağlanır. Bu bağ, Black Panther’a insanüstü duyu, hız, çeviklik, güç, refleks, dayanıklılık ve iyileşme yetileri kazandırır.

Yalnızca ülkesini değil dünyayı korumak için Wakanda’dan ayrılan T’Challa (Black Panther) birkaç yıl Yenilmezler’in bir parçası olur ancak sonrasında kendi maceralarını yaşamak üzere ayrılır. Bu sırada ülkesinde kendisine karşı başlayan isyanı bastırmak üzere Wakanda’ya döner.

Çizgi roman tarihinin ilk siyahi kahramanı olan Black Panther, 2018 yılında gösterime girecek olan ve kendi adını taşıyan filmle Marvel Sinematik Evreni’ne dönüş yapacak.

16. Nick Fury (Nicholas Joseph Fury)

nickfurt

İlk kez 2. Dünya Savaşı’nda bir grup elit askere liderlik ederken görünen Nick Fury, hayat bulduğu “Sgt. Fury and his Howling Commandos” (Çavuş Fury ve Uluyan Komandoları) serisinin ardından Marvel Evreni’ndeki pek çok farklı hikaye ve karakterin bağlayıcı unsuru olur.

Başlangıçta bir CIA ajanı olan Fury, 1965 yılında biraz daha değiştirilerek, daha gizemli, daha güçlü, daha bilgili bir karakter haline getirilir ve kurgusal savunma örgütün S.H.I.E.L.D.’in lideri olarak gösterilir.

Fury’nin süper gücü olarak addedilebilecek tek şey yaşlanmasını durduran “Sonsuzluk Serumu”dur. Bu formül sebebiyle Fury’nin gerçek yaşı bilinmemekte ancak bazı sayılarda yüz yaşını geçkin olduğu ima edilmektedir.

Kullandığı göz bandının sebebiyle ilgili de kesin bir açıklama gelmemiştir. Bu konuyla ilgili Fury, 2. Dünya Savaşı’nda patlayan bir bomba sebebiyle görme yetisinin %95’ini kaybettiğini söylemiştir ancak bazı komplo teorilerine göre Fury bu bandı da farklı bir amaçla takmaktadır. Bu amaçlardan ilki daha iyi nişan almasını sağlamak, diğeri ise kılık değiştirmesi gerektiğinde bu bandı çıkararak farklı bir görünüme kavuşmaktır.

Çizgi romanlarda beyaz bir karakter olan Nick Fury, Marvel Sinematik Evreni’nde siyahi aktör Samuel L. Jackson tarafından canlandırılmaktadır. Jackson’ın karakterin popülaritesine katkısı o denli büyük olur ki çizgi romanlarda, orijinal karakteri emekli ederek yerine Afro-Amerikalı oğlu Nick Fury Junior’ı geçirirler.

15. Profesör X (Charles Xavier)

xavier

En güçlü Marvel karakterlerinden biri olan, öğrencilerinin onu çağırdığı adıyla Profesör X, X-Men’in kurucusu ve lideridir. Son derece güçlü bir telepat olan Xavier, X-Men serisinin 1. sayısının yayınlandığı 1963 yılından beri Profesör X, ekibiyle birlikte mutantların üstün ırk olduğuna inanan eski yol arkadaşı Eric Lansher ile mücadele halindedir. Lansher mutantların üstün ırk olduğuna ve dünyayı artık onların yönetmesi gerektiğine inanırken Xavier insanlar ve mutanların eşit olduğunu ve birlikte barış içinde yaşamaları gerektiğini savunmaktadır. Bu fikir ayrılığı iki eski dostu birbirine düşman eder.

Zihinsel gücünün sınırsızlığına rağmen Xavier, bir tekerlekli sandalyeye bağımlıdır. Himalayalar’daki garip bir kasabada karşısına çıkan ve kendisine Lucifer diyen uzaylı tarafından saldırıya uğrayan Xavier, yaratığın üzerine dev bir kaya fırlatması sonucunda sakat kalır.

Xavier’ın açtığı ve aslında gizliden gizliye olası tehlikelere karşı mutant öğrencilerini bir savaşa karşı yetiştirdiği okulun ilk öğrencileri Beast, Marvel Girl, Ice Man, Cyclops ve Angel ile ilk X-Men ekibini kurar.

14. Hawkeye (Clint Barton)

hawkeye

Hawkeye, aslında Marvel evrenine giriş yaptığında bir kahraman olmaktan çok uzaktır. “Tales of Suspense” hikayesinin 57. sayısındaki ilk rolünde Barton, aslında bir kötü karakterdir. İki sayı daha kötü karakter olduktan sonra Hawkeye Yenilmezler ekibine katılır ve bundan sonrasında üstün nişancılık yeteneklerini iyilik için kullanmaya başlar.

Anne ve babasını çocukken bir kazada kaybeden Barton, kardeşi Barney ile birlikte yetimhanede büyür. Yetimhanede geçirdikleri altı yılın ardından kardeşler Gezici Harikalar Sirki’ne katılmak üzere kaçarlar. Bu sirkin lideri Swordsman’in dikkatini çeken Clint, Trick Shot ve Swordsman tarafından okçuluk üzerine eğitilmeye başlar. Bir süre sonra sirkin gerçek yüzünü öğrenen Hawkeye, bunu yetkililere bildiremeden sirktekiler tarafından dövülüp ölüme terk edilir. Sirk, kardeşiyle birlikte kasabayı terk eder.

Hiçbir özel gücü bulunmayan Barton, insan azminin gelebileceği son noktadır. Muhteşem nişancılığını, akrobatik yeteneklerini ve kılıç kullanmadaki ustalığını hiçbir seruma, özel deneye ya da hükümetin gizli araştırmalarına maruz kalmadan çalışarak edinmiştir. Bu denli insan olması, özel güçlerle donatılmış çizgi roman evreninde de kendisine sempatiyle ve hayranlıkla yaklaşılmasını sağlamıştır.

13. Beast (Hank McCoy)

beast

1963 tarihli ilk X-Men sayısında hayat bulan McCoy, X-Men ekibinin kurucu üyelerindendir. Hank’in mutant geninin ortaya çıkmasında babası Norton McCoy’un nükleer santralde çalışırken maruz kaldığı radyasyonun etkisi büyüktür. Normalden çok daha büyük el ve ayaklara, gorilvari upuzun kollara sahip olarak dünyaya gelen Hank fiziksel görünümündeki garipliğin dışında dahilik seviyesinde de zekaya sahiptir.

Görünüşü sebebiyle okuldaki arkadaşları tarafından dışlanıp aşağılanan Hank, bu duruma bir çare ararken Xavier’ın okulundan haberdar olur ve hiç vakit kaybetmeden bu okulun bir üyesi olur. Xavier ile birlikte hem zekasını hem de mutant gücünü kullanmayı öğrenen McCoy, X-Men ekibiyle yaşadığı pek çok maceranın ardından 20. Yaş gününde okulu terk eder.

Brand Şirketi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Hank, burada sonradan kız arkadaşı olacak olan asistan Linda Donaldson ile bir serum geliştirir. Bu serum, hormonal tepkimeye sebep olarak herkesin kısa bir süreliğine de olsa mutant olmasını sağlamaktadır. Serumu ilk önce kendi üzerinde deneyen McCoy, serumun antidotunu kullanmakta geç kalınca bir fiziksel değişim daha geçirir. Tüm vücudu tüylerle kaplanır, köpek dişleri yırtıcı bir hayvanınki gibi uzar, elleri ve ayakları pençe haline gelir. Elleri ve ayakları anormal büyüklükte bir karakterken bu serumdan sonra mavi tüylü, insandan çok yırtıcı bir hayvana benzeyen bir mutanta dönüşür.

12. Silver Surfer (Norrin Radd)

silversurfer

Oldukça kötü Fantastik Dörtlü filmlerinin ikincisinde aldığı rol haricinde henüz sinema perdesinde kaliteli bir biçimde göremediğimiz Silver Surfer, Marvel evreninin en enteresan karakterlerinden biridir.

Zenn-La gezegeninden genç bir astronom olan Norrin Radd, gezegenini kurtarmak adına kendini Gezegenlerin Yokedicisi Galactus’un hizmetine adar. Galactus’un ona kendi gücünden bahşettiği küçük bir miktar enerji ile yeni bir bedene, sınırı bilinmeyen fiziksel güce ve ışık hızından daha hızlı seyahat etmesine olanak veren sörf tahtası benzeri bir araca sahip olur. Artık Silver Surfer olarak bilinen Radd, galaksiyi tarayarak Galactus’a yok etmesi için yeni gezegenler bulmakla yükümlüdür.

Seyahatleri sırasında Dünya gezegenine ulaşan Silver Surfer, burada Fantastik Dörtlü’yle tanışır ve onların yardımıyla Galactus’a ihanet ederek Dünya’yı kurtarır. Silver Surfer dünyayı kurtarır ancak ihanetin bedeli olarak bu gezegende yaşamaya mahkum edilir.

Jack Kirby tarafından yaratılan ve ilk kez 1966 yılında Fantastic Dörtlü’nün 48. Sayısında yer alan Silver Surfer maddeyi enerjiye dönüştürebiliyor ve bilinen tüm doğal ortamda yaşayabiliyor. Buna hiperuzay, yıldızlar ve kara delikler de dahil.

11. Luke Cage (Carl Lucas)

lukecage

Blaxploitation adlı sinema furyasının, çizgi roman evrenine sıçramasının bir sonucu olan Luke Cage karakteri kendi adını taşıyan bir seriye sahip ilk siyahi çizgi roman karakteridir.

1972 yılında yayınlanan ilk sayısında Luke Cage işlemediği suçtan hüküm giymiş masum bir mahkumdur. Hapishanede gönüllü olduğu bir deney neticesinde derisi fiziksel zarar görmez hale gelir ve insanüstü fiziksel güce kavuşur.

Hapishaneden çıktıktan sonra gücünü nakde çevirmeye karar veren Cage, kiralık kahraman olarak ücretini karşılayabilen herkese yardım etmeye başlar. Sokak dövüşünde usta olan Cage ofisini açtıktan kısa bir süre sonra Marvel kahramanalarından biri olan Iron Fist ile takım olur ve ondan dövüş sanatları eğitimi alarak daha etkin bir savaşçı haline gelir.

Luke Cage, ülkemizde çok sevilmese de özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde oldukça yoğun bir hayran kitlesine sahiptir. Öyle ki Nicholas Cage, sektöre giriş yaparken asıl soyadı “Coppola” yerine hayranı olduğu bu çizgi roman karakterinin adını benimser.

10. Cable (Nathan Summers)

cable

Scott Summers (Cyclops) ve Jean Gray’in klonu Madelyne Pryor’ın biyolojik oğlu olan Nathan Summers Marvel’ın zaman çizgisi en karışık karakterlerinden biri. Summers, doğumundan kısa bir süre sonra “geleceğe” kaçırılır. Burada tam bir asker olarak yetiştirilen ve mutant yeteneklerini nasıl kullanacağı öğretilen Cable, sonrasında mutanların olası yok oluşunu engellemek için zamanda yolculuk yaparak şimdiki zamana döner.

Marvel evreninde pek çok karakter zaman yolculuğu yapabilse de özellikle X-Men serisinin zaman çizelgesindeki değişiklikten yoğunlukla Cable ve Bishop (bir diğer zaman yolculuğu yapabilen mutant) sorumludur. Cable uzay zamanda yaptığı yolculuklar sırasında neden olduğu değişiklikler sebebiyle zaman akışının lineer bir yapıya sahip olmasını engeller.

Uncanny X-Men 201. Sayıda ilk kez okuyucuyla tanışan Cable sonraki yıllarda çeşitli X-Men serilerinde yer alır ve “Blood and Metal” hikayesinin ardından kendi adını taşıyan serisine sahip olur. 2003 yılında solo kariyerinin sona ermesinin ardından Cable, Marvel’ın çılgın mutantı Deadpool ile takım olur ve ikilinin adlarını taşıyan seri yayınlanmaya başlar.

Annesi gibi güçlü bir telepat olan Cable, mutant güçlerinin yanı sıra geleceğin avantajını kullanarak bedenine yaptığı sibernetik güçlendirmeler sayesinde korkutucu bir düşman haline gelmiştir. Kusursuz bir nişancı olan Cable aynı zamanda yakın dövüşte de ustadır.

9. Namor (Namor McKenzie)

namor

Adı ülkemizde belki de hiç duyulmamasına rağmen Namor McKenzie, yalnızca Marvel karakterlerinin değil çizgi roman tarihinin de en eski karakterlerinden biridir. Başta  “Motion Pictures Funnies Weekly” dergisinde yer alması planlanan Namor, bu proje hayata geçemeyince 1939 yılında Marvel Comics 1. sayısında okuyucuyla buluşur. “Çizgi Romanların Altın Çağı” olarak adlandırılan dönemde Captain America ve Human Torch ile birlikte en popüler üç kahramandan biri haline gelir.

Gezgin bir denizci ile kayıp şehir Atlantis’in prensesinin mutant çocukları olan Namor, suda nefes alabilme ve son derece hızlı yüzebilme gibi yetilerinin arasında aynı zamanda insanüstü fiziksel güç ve uçabilme özelliklerine de sahiptir.

Namor, yayınlandığı ilk dönemde daha kahramanvari bir yapıda olsa da seneler içerisinde önce bir tür anti kahramana, ardından da saklı ülkesi Atlantis’e zarar vermek isteyen kötülerden intikam almaya çalışan bir karaktere dönüşür. Bu özelliğiyle de çizgi roman tarihindeki ilk anti kahraman olma unvanına sahiptir.

8. Human Torch (Jim Hammond ve Johnny Storm)

humantorch

Çoğunlukla Fantastik Dörtlü’deki karakterle karıştırılsa da Marvel evreninde iki farklı Human Torch vardır.

Bunlardan ilki, 1939 yılında “Namor”la birlikte yayınlanmaya başlayan android Human Torch’tur. Bilim adamı Phienas Horton tarafından yaratılan ve aslında bir android olan Jim Hammond, kendisini istediği an alevlerle sarabilme yeteneğine sahiptir. İlk yaratıldığında bilimin yarattığı bir canavar olarak gösterilse de Marvel çok kısa sürede bu hatasından döner ve onu New York Emniyeti’nde çalışan bir polis memuruna dönüştürüp kahraman haline getirir. Namor’la birlikte döneminin en sevilen karakterlerinden birisi olan Human Torch, android olandır.

Diğer Human Torch, ilk kez 1961 yılında, yani Android öncülünden çok sonra yayınlanmaya başlar. Orijinal karakterin elden geçirilmesiyle yaratılan 2. Human Torch, Fantastik Dörtlü ekibinin bir üyesidir. Storm, ekibin diğer üyeleri gibi maruz kaldığı kozmik ışınlar sayesinde gücüne kavuşur.

2015 yılında gösterime giren filmde, sarışın mavi gözlü Johnny Storm’un siyahi bir karaktere dönüşmesine ise değinmek bile istemiyoruz. Hepsi bir rüyaymış, Spider-Man de japon balığıymış.

7. Nightcrawler (Kurt Wagner)

nightcrawler

X-Men ekibinin mavi tüylü bir diğer üyesi de asıl adı Kurt Wagner olan Nightcrawler’dır. 1975 yılında Giant Size X-Men serisinin ilk sayısında tanıştığımız Wagner, kısa sürede hem Marvel hem de X-Men hayranlarının en sevdiği karakterlerden birisi olur.

Bu çevik karakter, duvarlara yapışabilme, kuyruğunu bir kılıç gibi kullanabilme, koyu mavi tüyleri sayesinde gölgede neredeyse görünmez olma yetilerine sahip olsa da onun asıl özelliği ışınlanabilmektir.

Mystique ile Azazel’ın oğlu olan Nightcrawler, anne ve babasının onu öldürülmekten kurtarmak için terk etmesinin ardından Bavyera’daki bir sirk tarafından bulunur ve buradaki çalışanlar tarafından yetiştirilir.

Sirkteki Stefan adlı yaştaşıyla abi-kardeş gibi büyüyen Wagner için ilk yıllar huzurlu geçer. İkili büyüdükten sonra Stefan bir gün çıldırır ve köydeki bir grup çocuğu katleder. Çocukluklarında yaptıkları anlaşma gereği, eğer Stefan bir gün masum birinin canını alırsa Kurt onu öldürmelidir.

Kurt, Stefan’ı iyileştirmek için çabalasa da ikili kavgaya tutuşurlar ve bu kavganın neticesinde Stefan ölür. Görünümü sebebiyle köy halkı çocukların ölümünden Wagner’ı suçlar ve onu linç etmek isterler. Çaresizce ormana kaçan Wagner, Profesör Xavier’ın gelip köylüleri geçici süreyle felç etmesiyle kurtulur.

Profesör X, Nightcrawler’a X-Men ekibine dahil olmasını önerir ve Wagner’ın X-Men ekibindeki macerası bu şekilde başlar.

6. She-Hulk (Jennifer Walters)

shehulk

Bruce Banner’ın kuzeni Jennifer Walters’ın babası Willam Morris Walters, Los Angeles Bölgesi’nde şeriflik yapmaktadır. Acımasız mafya babası Nicholas Trask’in operasyonlarına çomak sokan William Walters ve ailesi, bu suç örgütünün kurşunlarına hedef olur. Anne ve babasını kaybeden Jennifer da ağır yaralanır.

Banner, kuzeninin yaralanmasıyla asla yapmak istemediği bir şey yapmak zorunda kalır. Jennifer çok kan kaybetmiştir ve o sırada genç kızın kan grubuna uygun kan bulunamamıştır. Banner genç kızı kurtarmak için, zehirli kanından Jennifer’a aktarılmasına izin verir.

Banner’ın kanı, Jennifer’ın ailesini öldürenlere karşı duyduğu öfkeyle birleşince genç kız da tıpkı Bruce gibi sinirlendiğinde fiziksel dönüşüm geçirerek Hulk olmaya başlar.

She-Hulk, ilk kez 1980 yılında “Savage She-Hulk”ın ilk sayısında boy gösterir. İlk önceleri öfkelendiğinde dönüşüm geçiren Walters, sonrasında uygulanan kan tedavisi sayesinde bu gücünü kontrol edebilmeyi öğrenir. Marvel kadın karakterlerinden belki de en güçlüsü olan She-Hulk, New York Bölge Savcılığı’nda savunma avukatı olarak çalışmaktadır.

5. Carnage (Cletus Kasady)

carnage

İlk kez 1991 yılında “The Amazing Spider-Man” sayı 344’te görünen Carnage, tüm zamanların en sevilen kötülerinden, DC karakteri Joker’in Marvel evrenine yansımasıdır.

Simbiyot formuyla buluşmadan önce de Kasady bir sadist ve psikopattır. Henüz çocukken oğlunun içindeki karanlığı gören annesi tarafından öldürülmek istenen Kasady’nin babası annesine saldırıp onu ölümün kıyısına gelinceye dek döver.

Babasının hapse gidişinin ardından yetimhaneye konan Kasady, diğer çocukların zorbalıklarına maruz kalırken, giderek merhamet duygusunu kaybeder. Yetimhanenin ardından tam 11 kişiyi öldüren ve bir seri katile dönüşen Kasady, Ryker Ada Hapishanesi’ne gönderilir. Burada hücre arkadaşı Eddie Brock (Venom), simbiyot yaşam formunun da yardımıyla hapishaneden kaçar ancak kaçarken, uzaylı yaşam formu bir parçasını da hücrede bırakır.

Kasady, kendisiyle birleşen simbiyot sayesinde kolaylıkla hapsihaneden kaçar ve şehirde terör estirmeye başlar. Spider-Man tarafından durdurulmak istenir ancak, Kasady’nin içindeki vahşi duygular simbiyotla birleşince durdurulamaz bir güç haline gelmiştir.

Carnage’a rakip olamayacağını anlayan Spider-Man, Venom’la ateşkes yapar ve Kasady’yi durdurması için ondan yardım ister. Venom, Spider-Man’le birlikte Carnage’a karşı savaşıp onu durdurur. Simbiyotu bedeninden ayırıp onu süper güce sahip kötülerin hapsedildiği “Sığınak”a (The Vault) koyarlar. Ancak simbiyot, Kasady’nin açık bir yarasından kanına karışmıştır ve hücrelerinde yaşamaya devam etmektedir. Carnage’ın Venom’dan farklı olarak kırmızı renkte olmasının nedeni budur.

4. The Punisher (Frank Castle)

punisher

Her ne kadar Netflix’in Daredevil serisi sayesinde popülaritesi artsa da The Punisher kısa bir süre öncesine kadar ülkemizde az tanınan karakterlerden biriydi.

The Amazing Spider-Man’in 129. Sayısı 1974 yılında yayınlandığında Marvel okuyucuları büyük bir şaşkınlığa düşerler. Çünkü Frank Castle, çizgi roman kültürünün alışılageldik kalıplarının dışına çıkarak kötüleri öldürmekte hiçbir beis görmemektedir.

Ailesinin Central Park’ta şahit olduğu cinayet sebebiyle katledilmesinin ardından dünyası alt üst olan Castle, bir intikamcıya dönüşür ve mafyaya karşı tek kişilik bir savaş başlatır.

Yayınlandığı ilk sayıda Norman Osborne cinayetinden dolayı Spider-Man’i hedefine koyan The Punisher, seneler içerisinde Daredevil’dan Captain America’ya kadar pek çok farklı seriye konuk olur. Sonunda 1979 yılında kendi adını taşıyan bir mini seriye sahip olur ve seri kısa süre içerisinde takipçiler tarafından benimsenir.

2000 sonrası dönemde The Punisher daha gerçekçi ve karanlık bir yapıya bürünür. Marvel’ın ana akım yayınlarından ziyade yetişkinlere yönelik serilerini yayınladığı “MAX” markasının bir ürünü haline gelir. Bu serilerde Frank Castle, adına yakışır biçimde tek kişilik bir savaş makinesi olarak, en kaliteli aksiyon filmlerine taş çıkaracak sahnelerle düşmanlarını yok etmektedir.

Netflix ekranlarında The Punisher’a hayat veren, arıza rollerin adamı Jon Bernthal’ın karakterin hakkını veren başarılı bir performans sergilediğini söylemek mümkün.

3. Spider-Woman (Jessica Drew, Julia Carpenter, Mattie Franklin, Charlotte Witter, Veranke)

spiderwoman

70’li yıllarda bir telif savaşının ürünü olarak dünyaya gelen Spider-Woman’ın yaratılışını Stan Lee şu şekilde açıklıyor:

“Birden fark ettim ki bir başka yayıncı böyle bir seri çıkarabilir ve isim hakkının kendilerine ait olduğunu iddia edebilirdi. Bu yüzden telifi alabilmek için elimizi çabuk tutmalıydık ve çabucak bir seri yayınlayıverdik. İsim hakkını kesinlikle koruma altına almak istiyorduk çünkü birileri “Neden Spider-Woman diye bir seri başlatmıyoruz? Bizi durduramazlar ki?” diye düşünebilirdi. Yıllar önce “Wonder Man”’i yayınlamıştık ve “DC” bizi bu sebeple dava etmişti. Ben de daha fazla uzatmadan seriyi bitirdim. Ancak biz Power Man’i yayınladıktan kısa bir süre sonra bir de baktık ki onlar da “Power Girl”ü yayınlamaya başlamışlar! Bu haksızlık!”

Marvel Spider-Man’in örümcek tarafından ısırıldığı hikayesinden ayrışmak için oldukça garip bir yol izler. Terörist grup HYDRA’nın Jessica Drew adlı kadının içine yerleştirilen bir örümcek sayesinde güçlerine kavuşur.

Seriden çok da ümitli olmayan, yalnızca isim hakkını elde edebilmek için yayınlanmış Spider-Woman’ın yer aldığı “Marvel Spotlight”ın 1977 yılında yayınlanan 32. sayısı beklenmedik biçimde başarı gösterir ve Marvel’ın ana serilerinden biri olur. Hemen bir yıl sonra kendi adını taşıyan ayrı bir seriye sahip olan Spider-Woman, yazar ekibinin gönülsüzlüğü, yaratılış hikayesindeki absürde kaçan durum sebebiyle kısa süre içerisinde popülerliğini yitirir.

Sonradan Julia Carpenter, Mattie Franklin, Charlotte Witter ve Veranke adlı kurgusal karakterler de Spider-Woman kostümünü giyer. Karakterlerin değişmesiyle birlikte komik yaratılış hikayesi de unutulur ve seri en iyi dönemini 2005 yılındaki New Avengers serisiyle yaşar.

2. Cloak and Dagger (Tyrone Johnson ve Tandy Bowen)

cloackanddagger

1982 yılında, The Spectacular Spider-Man’in 64. Sayısında ilk kez boy gösterdiklerinde okuyucular bu yeni ve gizemli ikiliyi oldukça beğenir ve merak ederler. Spider-Man’in farklı serilerinde birçok kez konuk olarak yer aldıktan sonra serinin yaratıcıları Mantlo ve Hannigan, ikilinin popülerliğinden cesaret alarak Cloak and Dagger’ı ayrı bir seri haline getirir.

Tandy Bowen (Dagger) ve Tyrone “Ty” Johnson (Cloak) iki kaçak olarak New York’ta tanışırlar. Ty, kekemeliği sebebiyle arkadaşının polis tarafından öldürülmesini durduramamış ve suçluluk duygusuyla New York’a kaçmıştır. Tandy ise model annesi tarafından hiç ilgilenilmediği ve kendisiyle zaman geçirmediği için onun yanından ayrılır. New York’ta ilk karşılaştıktlarında Ty, Bowen’ın çantasını çalmayı düşünür ancak o daha hamle yapamadan bir başkası kızın çantasını çalar. Johnson, çantayı alıp geri getirince ikilinin arkadaşlıkları başlar. Kalacak yerleri olmayan iki gence yabancı kişiler konaklayabilecekleri bir yer önerince Tandy teklifi mutlulukla kabul eder. Johnson durumdan şüphelenir ve kızı korumak için onunla beraber gider. Gittikleri yer gizli deneylerin yürütüldüğü bir laboratuvardır ve iki gence azılı suçlu bilim adamı Simon Marshall tarafından bir dizi kimyasal test uygulanır. Testin sonuçları iki gencin üzerinde yıkıcı etkiler bırakır. Tyrone fiziksel bedenini yitirip, bir çeşit karadelik, bir gölge haline gelirken Tandy ise ışıktan hançerler yaratabilmeye başlar.

Simon’ın adamlarından takım çalışmasıyla kurtulan ikili, o deneyden sonra uyuşturu mafyasına savaş açar ve kendilerine Cloak and Dagger (Pelerin ve Kama) adını koyarlar.

2016 yılında Marvel Television, serinin bir televizyon dizisine uyarlanacağını duyurdu. Nisan 2017’de yayınlanan fragmanın ardından 2018’in ilk aylarında dizinin başlayacağı tahmin ediliyor.

1. Blade (Eric Brooks)

blade

Çok popüler olmayanlar listemizin belki de en popüler ismi. 1998 yılında Wesley Snipes’ın başrolde olduğu Blade (Bıçağın İki Yüzü) filmini ülkemizde bilmeyen yoktur. Özellikle “Blood Rave” şarkısı eşliğindeki açılış sahnesi ara ara açılıp tekrar izlenen bir suçlu zevktir. Filmin bu kadar popüler olmasına rağmen çoğu kişi Blade’in bir Marvel karakteri olduğunu bilmemektedir.

Blade, 1973 yılında The Tomb of Dracula serisinin 10. Sayısında okuyucuyla buluştuğunda henüz bir yan karakterdir. Marv Wolfman ve Gene Colan tarafından yaratılan karakter, 1975 yılına kadar Marvel’ın diğer korku temalı yayınlarında yan karakter olmayı sürdürür.

1975 yılında Marvel’ın Vampire Tales adlı serisinde ilk kez ana karakter olduğu bir macera yayınlanır ancak bu maceranın ardından uzun bir süre daha kendi adını taşıyan bir seriye kavuşamaz ve Ghost Rider, Nightstalkers, Midnight Sons gibi serilerde konuk olarak görünür.

Asıl çıkışını ise Nightstalkers serisinin iptalinin ardından 1994 yılında yapar ve kendi adını taşıyan seri Nisan 1995’e kadar devam eder. 2002 yılına kadar aralıklı olarak yayınlanmayı sürdürür ve karakterin Marvel ana akımı için çok sert olduğuna karar veren editörler onu da tıpkı The Punisher serisine dahil ederler.

MAX’e geçtikten sonra çok daha kanlı ve sert bir hikayeye sahip olan Blade’in asıl adı Eric Brooks’tur. Brooks, 1929 yılında Londra’da bir genel evde dünyaya gelir. Annesi Tara Brooks’un doğum sırasında yaşadığı komplikasyonlar sebebiyle acilen bir doktor çağırılır ancak bu doktor acımasız vampir Deacon Frost’tan başkası değildir. Kadını tedavi etmek şöyle dursun kanını içerek onu öldüren Frost, o sırada en azılı düşmanını yarattığından haberdar değildir.

Frost’un, annesinin kanını emmesiyle bazı enzimler Brooks’a geçer ve bebek anne karnında bir yarı vampire dönüşür. Vampirlerin tüm özelliklerine sahip olan Brooks, aynı zamanda onların zayıflıklarından da arınmış gibidir.

Eric, 9 yaşında okuldan dönerken yaşlı bir adamın üç vampir tarafından saldırıya uğradığını görür ve adama yardım eder. Ancak manzara tam olarak göründüğü gibi değildir. Yaşlı adam bir vampir avcısıdır ve genç Eric’i kanatları altına alarak onu bu konuda eğitmeye başlar.

Eric’in yetenekleriyle birlikte kibri de büyür. Başına buyruk hareketleri sebebiyle en yaşlı vampirlerden biri olan Lamia’yla savaşırken kız arkadaşı Glory’i kaybeder. Bu trajik olaydan sonra “büyük gücün büyük sorumluluk getirdiği”nin farkına varan Eric, daha ciddi bir karaktere bürünür ve ömrünü vampirlerin soyunu kurutmaya adar.

Beyaz perdeye iki devam filmiyle gelen Blade, 2006 yılında dizi olarak yayınlansa da karakteri canlandıran Kirk Fingaz, Wesley Snipes’ın oldukça gerisinde kalmış, dizi eleştirmenler ve izleyicilerden oldukça düşük not almıştır.

Yorum Yap

Yorum Yapıldı...Yapmak Çok Kolay

Liste Film Sitesi Baba Editörüdür...

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.